YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman KARA

DERSİM’İN HESABINI KİM VERECEK?

“Dersim'de yaptıklarının hesabını veremeyenler bugün gidip orada konuşuyorlar. Önce Dersim'in hesabı verilmeli. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne'de gidip terör müzahiri bir adayı ziyaret edeceğine önce Dersim'in hesabını versin. Türkiye Dersim'le yüzleşmelidir.”

Tarihe de, gerçeklere de akla ve vicdana da aykırı bu sözler herhangi bir sorumsuza ya da herhangi bir ayrılıkçıya değil, görevi Türk Devleti’nin bekasını, Türk Milleti’nin birliğini ve Türk vatanının bütünlüğünü korumak olan birisine, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı Binali Yıldırım’a ait. Sayın Başbakan bu sözleri “Doğu ve Güneydoğu Anadolu kanaat önderleri ve Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ile buluştuğu” bir toplantıda söylemiş. Yazık hem de çok yazık. Devlet adına, millet adına, tarih ve gerçekler adına yazık. Muharrem İnce’nin bir yanlışını eleştireceğim diye tarihi çarpıtmak ve devleti suçlu ilan etmek olacak iş değil.

Sayın Başbakan, Dersim’in tüm belgeleri devletin arşivlerinde, elinizde; elinizi tutan, engel olan, olmaya kalkan mı var; açıklayın ve hesaplaşacaksanız hesaplaşın lütfen. Oturduğunuz makam hem yetkili hem de sorumlu bir makamdır. Lütfen konuya herhangi bir siyasetçinin oy peşindeki sorumsuzluğu ile değil oturma şansını yakaladığınız makamın hassasiyetleri çerçevesinde yaklaşınız.

Türk Devleti’nin ve Türk Milleti’nin verilmesi gereken ve de verilemeyecek herhangi bir hesabı yoktur. Hesabı sorulması gereken isyan ve ihanet hareketidir ki onunda hesabı görülmüş ve defteri kapatılmıştır. O defterden devletin dışında kimseye beş paralık alacak çıkmaz. Boşunadır o sayfaları açmak, o sayfaların tozları arasından bugüne oy devşirmeye kalkmak.

Onlarca, yüzlerce kitap yayınlandı bu konuda; üç beşini açıp okumak yeter Dersim’deki ağa-şeyh- mütegallibe üçlüsünün ta Osmanlıdan gelen feodal sömürü düzenlerini sürdürmek uğruna devlete nasıl isyan ettiklerini, askere nasıl kurşun sıktıklarını anlamak için. Kaldı ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın başbakanlığı döneminde devletin tüm arşivleri Başbakanlıkta toplandı; açıklanacaktı, niyeyse bir türlü de açıklanmadı. Onlarda vardır her şey, onlara bakmak yeterlidir bu ihanetin aslını öğrenmek için.

Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı eski milletvekili Hasan Korkmazcan “Dersimle hesaplaşma Atatürk’le hesaplaşmadır, İsmet İnönü’yle, Celal Bayar’la hesaplaşmadır” diyor. Doğru, ama noksan; bu hesaplaşma aynı zamanda Mareşal Fevzi Çakmak’la hesaplaşmadır, bu hesaplaşma aynı zamanda Türk Ordusuyla hesaplaşmadır. Dersim Harekâtını arazide Abdullah Alpdoğan Paşa yönetse de ordunun başındaki isim Mareşal Fevzi Çakmak’tır ve tüm kararlar O’nun da katıldığı toplantılarda alınmış, harekâtı karargâhta O yönetmiştir.

Bir şey daha; Dersim’de tüm yalanlara, yakıştırmalara, isnat ve iftiralara rağmen ölen ya da öldürülen asi sayısı bu hükümetin Afrin ya da Zeytin Dalı operasyonlarında öldürmekle övündüklerinden asla fazla değildir, hatta kesinlikle daha azdır. Tarih bilmezlerin ya da Türk’e yabancı ve düşmanların uydurduğu “10, 20, 30, 40, 50 bin ve hatta daha fazla insan” ölümü sadece bir adi yalandır. Kimileri zaman zaman bilerek kimileri de bilmeden bu rakamları telaffuz ederler ama hiç kimse ortaya bir belge, hatta bir belge kırıntısı bile koymaz, koyamaz; çünkü yalanın belgesi olmaz.

Dersim bir yaradır ama asla bir katliam ve asla tarihimizde bir kara leke değildir; Dersim bir isyandır, Dersim bir ihanettir. Türk Devleti, her devletin yaptığı ve yapması gerekeni yapmış, önce nasihat etmiş, teslim olmaları için süre vermiş, silaha en son başvurmuştur. Osmanlının aynı bölgede daha önce en az sekiz kere tedip ve tenkile başvurduğunu ancak arazi ve iklim şartları nedeniyle bölgeye girmeyi bile başaramadığını da unutmamak gerek.

Dersim’de dönemin hükümeti de tıpkı seksenden bugüne PKK’ya karşı tüm hükümetlerinin yaptığı gibi silaha silahla karşılık vermiş ve isyanı kısa zamanda bastırmış, ağa-şeyh-mütegallibe düzenine son vererek devlet nizamını hâkim kılmıştır. Bugünkü hükümetlerin Diyarbakır’da, Cizre’de ve diğer yerlerde yaptığı ve yapmaya çalıştıkları da bundan farklı bir şey değildir. Dünü suçlarken bugünü suçlamak için can atanlara kendi elimizle koz vermeyelim lütfen.  

 

 

 

FINDIK HERHANGİ BİR ÜRÜN DEĞİLDİRARTIK GERÇEKLERİMİZLE YÜZLEŞME VAKTİÇOK GEÇ KALMIŞ BİR İTİRAFYENİ BİR BAŞLANGIÇDOST ELİNDEN ESEN YELLERTARİHİN İZİNDE BİR YOLCULUKALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR”YİNE FINDIK HEM DE FERYAT FİGANFINDIK ÜRETİCİSİ VE FINDIĞIN KADERİBen bu İstanbul'u neden seviyorum?Yazarın Tüm Yazıları