Bayram arifesindeyiz ve elimiz yine
yüreğimizde...
Sevdikleriyle bayramlaşmak için
araçlarıyla yollara düşenler
bugün yoğunlukta...
Samsun-Ordu Karayolu
sanki şehir içi trafiği...
Trafik denetimleri
artsa da her şey sürücünün elinde...
Hasreti dindirmek için
gaz pedalına yüklenmeyip
sevinçleri acıya çevirmesek
ve ocaklar sönmese...
Bu bayram, her zamankinden
daha güzel geçse...
Gazetelerde Bayramda kaza bilançosu
başlıklarını okumasak...
Dedim ya elimiz yüreğimizde...
Yapılan hesaplamalara
göre, 100 kilometrelik bir mesafeye giden iki araçtan birinin
çok hızlı gitmesiyle
belirtilen limitlerde yol alan araç arasında
en çok 15 dakikalık bir zaman dilimi varmış...
Aceleye gerek var mı?..
Acele giden ecele gider sözü boşuna değil ya...
Ha 15 dakika erken, ha 15 dakika geç...
Ne farkeder?..
Trafik kazalarında
ölenlere ve yaralananlara içim
yanar...
Bir hata, bir hayata bedeldir...
Kendi hatamız için
başkalarının hayatını bitirmeye hakkımız var mı?..
Herkese, acıların yaşanmadığı bir bayram
diliyorum...
Çünkü, ben babamı bir Kurban Bayramının ilk gününde kaybetmiştim...