ADALETTEN NE HABER?

Abone Ol

“Gözleri kapalı İstanbul’u dinleyen” şaire nispet, ben de aday
adaylarını dinliyorum, duyduklarımdan sermest ve hayallerimin
dağılması korkusuyla gözlerim kapalı olarak. Ne muhteşem ve ne tatlı
vaatler; akla gelebilecek hatta gelmeyecek her şey var; sadece gökteki
yıldızlar ve ay yok, bir de adaletten bahis.
Adalet; herkes için adalet; kolay ve masrafsız erişilebilen, hızla
sonuçlanan ve herkese güven veren bir yargı sistemi ve gücün
karşısında güçsüzün tek sığınağı olan bir adalet anlayışı… “Dicle
kenarında bir kurt kapsa bir koyunu/ Gelir de Ömer’den sorar adl-i
ilahi onu” diyen ve o hassasiyetle hakkın adaletini halkın hizmetine
sunan Hazreti Ömer’in adalet anlayışı… “Berlin’de hakimler var” diyen
ve onu hala yaşatan medeniyete inat “Berlin’deki hakimlerden önce
İstanbul’da kadılar vardı” diyebilen bir medeniyetin mirasçısı olmanın
ahlaki ve tarihi sorumluluğundan beslenen bir adalet anlayışı…
Heyhat, yok; gerçekleştirme niyeti, azmi ve kabiliyetinden vazgeçtim,
lafını eden bile yok. Gerçekleşmesinin zorluğundan hatta
imkânsızlığından mı hiçbir aday adayı dokunmaz o konuya yoksa önemsiz
mi bulurlar adaleti? Ya da “masrafsız ve kolay ulaşılabilir ve
güvenilir yargı” ve “ herkes için adalet” imkanına kavuşan vatandaşın
kendilerine ihtiyaçlarının hatta daha da açığı mahkumiyetlerinin
kalmayacağını bildiklerinden mi istemezler ve de dillendirmezler yargı
ve adalet konusunu?
Adalet dediysem, bunu sadece adına saray denilen binalarda aranan ve
tartışılan dar bir kavram olarak algılamıyorum. Adalet adliye
koridorlarına düşmeden gerçekleşmek zorundadır. Adalet sarayları
adaletin dağıtıldığı yer değil adaletsizliğin önlendiği ya da hak ve
adalet konusundaki anlaşmazlığın bir karara bağlandığı yerdir.
Eğer bir ülkede yansız ve adil bir sınav yapılamıyorsa, kimi kentlerde
sorular önceden veriliyor kimi kentlerde ise cevaplar imtihan
salonunda topluca çözdürülüyorsa… Eğer bir ülkede kamu hizmetine giriş
yazılı sınavlarda sorulara verilen doğru cevaplara değil de sözlü
sınav öncesi mümeyyizlere açılan siyasetçi telefonlarına bağlıysa...
Daha da acısı istisnai kadrolar siyasi erk sahipleri tarafından eş
dost ve akrabayı taallukat için kullanılıyor, hakkı olanlar gerilere
atılırken arkası olanlar öne çıkarılıyorsa… O ülkede şekli hukuk olsa
da gerçek hukuktan, adaletten ve hakkaniyetten bahsetmek doğru
değildir.
Bekleyeceğim; bakalım hangi partiden hangi aday adayı bu milletin
huzuruna çıkıp adalet ve yargı sistemi hakkında ne düşündüğünü
açıklayacak ve hakka ve hukuka sadakatle bağlı kalacağı, hiçbir yan
tutmayacağı, yandaş kayırmayacağı konusunda açık taahhütlerde
bulunacak. Kürsülerde tek ayak üzerinde edilen ve bir daha asla
hatırlanmayan yeminlerden değil halkın karşısında verilecek ve her an
insanın yüzüne vurulacak taahhütlerden bahsediyorum.
Umudum yok ama bekleyeceğim… Hem de şu parti ya da bu parti ayırımı
yapmadan tüm partililerden ve tüm adaylardan…