Affet bizi...

Abone Ol

Geçen gün, eski bir tanıdık telefonla beni aradığında
sesindeki heyecandan ürkmüştüm...
Ziyaretine gelebilir miyim? diye sorduğunda,
Bekliyorum demiştim...
Gazeteye yakın bir yerdeydi ki,5 dakika sonra gelmişti...
Nefes nefese kalmış,
yüzü de kıpkırmızı kesilmişti...
Kavga mı ettin, yoksa yürüyerek mi çıktın? diye sorduğumda,
İkisi de değil, daha beter yanıtı vermişti...
Biraz soluklandıktan sonra Mustafa diyebildi...
Hangi Mustafa? diyecek oldum,
Mustafa filmi diyerek devam etti:
Bizim çocuk, sınıfça Mustafa filmine götürülmüş. Akşam eve geldiğinde,bana Baba, Atatürk hiç de senin anlattığın gibi değilmiş dedi. Nasılmış oğlum, diye sordum. İçkiyi seven, kadınlara düşkün ve korkak biriymiş diye karşılık verince kendimi zor tuttum. Dilimin döndüğünce, bu filmin amacının Atatürkü yıpratmak olduğunu söyledim. Ama yine de onun filmin etkisinde kaldığına eminim.
Bugün 10 Kasım...
Atatürkü ölümünün 70. yıldönümünde
anıyoruz...
Şimdi ben, o filme giden çocuğu düşünüyorum...
Bugün okulunda düzenlenecek törende,
kahramanlıkları ve bu millete kazandırdıkları övgüyle anlatılırken,
onun Atatürkle ilgili düşüncelerindeki
değişikliği...
O sırada filmi birlikte izlediği sıra arkadaşıyla
göz göze gelişinde, ne diyeceğini
bilemeyen ruh halini merak ediyorum...
Bu çocuğun kafasında hangi Atatürk
olacak?..
Kitaplarda yazılan mı?...
Öğretmenlerince anlatılan mı?..
Yoksa, filmdeki mi?..
Zihni allak bullak edilen
bu çocuğun aklında hangi Atatürk olabilir?..
İşin acı olan tarafı ise
bazı öğretmenlerin, bilerek veya bilmeyerek
öğrencilerini sınıflar halinde bu filme götürerek,
o küçük yüreklerdeki Atatürk
sevgisini öldürme girişimine
yataklık etmesidir...
Atatürkün düşmanlarından gelse
böyle bir davranış,
bu kadar üzülmezdim...
Bu Başöğretmene yapılır mıydı?..
Ne günlere kaldık!..
Affet bizi ATAM!..