Ağlamak zamanıdır

Abone Ol

2016 Temmuz'unun son akşamı. Evimin arka balkonunda kah için için kah yaşın yaşın ağlıyorum. Delikanlılığa adım attığımız günlerde erkeklerin ağlaması ayıplanırdı. Bize 'erkekler ağlamaz' demişler, bizi öyle büyütmüşlerdi. Bunu biliyor ve yine de ağlıyorum. Çünkü ağlamak zamanıdır.

Kaybettiğimiz değerlere ağlıyorum. 'İslamiyet' gibi bir kutsal kavramın 'devleti ele geçirmek' gibi akıl, izan ve ahlak dışı bir hedef uğruna istismar edilmesine ve bu milletin bugüne kadar dünyanın bu en çetin coğrafyasında hür ve bağımsız olarak ayakta kalmasını sağlayan kurumların tahrip edilmesine ağlıyorum.

Vatan ve tarih şuurunun büyük şairi Yahya Kemal 'ordu milletlerin en sarpı, en çetini' diye tarif eder bu milleti. Ne muhteşem bir tariftir. Ne yazık ki, bu milletin bir başka ve en kıymetli kutsalı İslamiyeti cihana hakim kılmak gibi bir büyük ideal söylemiyle(!) yola çıktığını dillendiren bir şebeke, 2016'da bu milletle ordusunu karşı karşıya getirmiştir. Bugün o milletin 'Peygamber Ocağı' diye kutsadığı ve evladını kurbanlık koç niyetine saçını kınalayarak gönderdiği kışlaları, yine o milletin belediyelerine ait iş makineleriyle kuşatılmış vaziyettedir.

'Peygamber ocağı' diyerek kutsadığımız kışla, böyle de hakiminin oturduğu koltuğu 'Peygamber minderi' mertebesine çıkardığımız adalet kurumumuz farklı mı? O 'Peygamber minderinin' namussuz kumpasların hukuksuz ve ahlaksız mensuplarınca işgal edileceği ve orada hakkın ve hukukun idam fermanının imzalanacağı kimin aklına gelirdi ki? Ben akla gelmeyenin başımıza gelmesine ağlıyorum.

Ve de eğitim kurumlarımızın işgali ve hali perişanı. En az üçte birinin herhangi bir okulda sınıf öğretmeni olamayacağı kesin kitapsız profesörlerin milletin geleceğini kendi ihanet şebekesi mensuplarına peşkeş çektiği, nicelik olarak sayıların hızla artmasına rağmen niteliğin her geçen gün dibe yaklaştığı ilim alemimizin haline ağlamamak mümkün mü?

O üç kurum da bizimdi, o üç kurum da bu kepaze istismar ortalığı ele geçirinceye kadar toplumun en saygın kurumlarıydı. Heyhat ki, üçü de bir namussuz hesaba kurban gittiler. Ama bunlardan çok daha vahimi 'İslamiyet gibi bir kutsal' değerin bu inşalar tarafından bir sinsi projeye vasıta kılınmasıdır.

Ben ağlıyorum. Siz de ağlayın. Zira ağlamak zamanıdır.