Ah benim güzel insanlarım

Abone Ol

6 Mayıs sabahı Atakum sahillerinde yürüyorum; saat 06.30; oldukça erken ama ortalık hala insan dolu, biraz abartıyla neredeyse insan kaynıyor diyeceğim. Atakum Belediyesi; Halk İskelesinin yanında Hıdırellez Şenliği düzenlemiş. Şenlik sabah, yoksa gece mi desem, bilmiyorum, 03.00te başlamış. Ben şenliğin artçılarına ve döküntülerine rastlamışım.

Artçıları dediğim insanlar; kimileri bir bankta açmış kahvaltı çıkınını, kimileri bir çay bahçesinin masasına kurulmuş. Kimileri de bir sağa bir sola gidip geliyorlar; niyetlerini tutmuşlar, dualarını yapmışlar. Önümde iki hanımefendi yürüyor; biri diğerine oğlu için tuttuğu dileği anlatıyor: Biraz para, bir de hem yüzü hem de huyu güzel bir gelin!

Gecenin artçıları insanlar, döküntüleri ise o insanlardan geriye kalan çöpler, atıklar. Aslında pislikler demem gerekiyor ama ne gönlüm elveriyor ne de dilim varıyor, benim güzel insanlarımın bıraktıklarına öyle demeye. Onları seviyor olmam onların atıklarına pislik dememe engel oluyor. Sanki atıklarına pislik dersem kendilerine de pis demiş gibi olacağım. Gönlüm onun için elvermiyor, dilim onun için varmıyor. Onlar benim insanlarım, onlar güzel insanlar, özleri sözleri temiz inanlar. Ah bir de, çevrelerini temiz tutsalar. Çok değil, evleri kadar da değil, bahçeleri kadar, hatta bahçelerinin onda biri kadar temiz tutsalar!

Yemişler, içmişler ve bırakıp gitmişler. Pet şişeler, naylon poşetler, kağıt mendiller, yemek ve ekmek artıkları, ambalaj kutuları ve aklınıza ne gelirse, hemen hepsi ortalarda. Sanki Türkiyenin en güzel kumsallarından birinde değil de bir plastik tarlasında, bir çöplüğün kenarında yürüyorum.

Dönüşte Bizim İhtiyara rastlıyorum, o daha yeni çıkmış yürüyüşe. Ayaküstü sohbet ediyoruz. Ah diyoruz Şu bizim güzel insanlarımız! Getirdiklerini bir de götürseler, ne güzel olurdu! Hiç de zor değil atıkları bir poşette toplamak ve biraz ilerideki bir çöp kovasına ya da bidonuna atmak. Çok kolay ve üstelik de insana, kentliye çok da yakışır. Ama benim güzel insanlarım kendilerine yakışmayanı yapıyor, yiyip içtikleri ve hoşça vakit geçirdikleri güzelim kumsalları kendilerinden sonra gelecek insanlara çöplerle dolu olarak bırakıyorlar.

Büyükşehir Belediyesi Çobanlı Sapağından Kurupelitee kadar hummalı bir çalışmanın içinde. Her geçen gün biraz daha ilerliyor çalışma ve biraz daha ortaya çıkıyor yapılan işler. Gerçekten güzel. Neredeyse her on, yirmi metrede bir oturma bankları var. Onlar da çok güzel, yepyeni, pırıl pırıl kent mobilyaları. Her bankın yanında en fazla bir metre uzaklıkta gayet şık çöp sepetleri, kovaları mevcut; bir de münasip aralıklarla lütfen, kuruyemiş kabuklarını yerlere atmayınız levhaları var. Heyhat, her bankın yanı adeta bir kuruyemiş kabuğu tarlası ya da çöplüğü; insan görmekten rahatsız oluyor ama Benim güzel insanlarım başka insanların gözlerinin içine baka baka çöplerini yere atmaktan hiç rahatsız olmuyor.

Ah Benim güzel insanlarım bir de bu kente kıymasanız! İnanın hem bu kent hem de siz çok daha güzel, çok daha özel olursunuz…