Alım gücü…

Abone Ol
İnsanların, sosyal bakımdan kategorize edilmelerinde kullanılan araçlardan biridir.
Bu araç ne denli yüksek olursa yaşamımız o denli iyi olur.
Düşerse kötü.
Son yıllarda alım gücü hızlı bir düşüşte.
Buna rağmen günümüze şükretmekten öte gitmiyoruz.
Gitmiyoruz ama sürekli düşüşün gelecekteki çıkmazını da görmekten uzak kalıyoruz..
Diyeceksiniz ki; nereye kadar?
Dibe oturana kadar.
Çaresizlik karşısında sıçrayıp aklımızın başımıza geldiği zamana kadar.
Çocukluğumuzda yokluk vardı.
Yani paramız da yoktu, alacaklarımız da.
O günün koşullarında yaşarken, her geçen gün iyiye gidiyordu.
Alım gücümüz sürekli artıştaydı.
Hızlı gelişen teknoloji, yaşam koşullarını renklendirdi.
İhtiyaçları artırdı.
Gelirleri iktidarlar düşürdü.
Dolayısıyla ihtiyaçlarımızı gelirlerimiz karşılayamaz hale geldi.
İhtiyaçlarımızı karşılayabilmek için borçlanmayı tercih ettik.
Borçlanma sınırımızı aştık.
Alım gücümüzü sıfırladık.
Bugün özellikle kredi kartı borcu olmayan kalmadı.
Asgari ödemeler dahi yapılamaz oldu.
Çoğumuz icralık oldu.
Önce dibe vurduk.
Sıçradık.
Şimdi, dibe oturduk.
Alım gücünü yok ettik.
Eğitim-İş Samsun Şube Başkanı Rüstem Kara, alım gücünün düştüğünü ve Ramazan ayını ağız tadıyla yaşayamayacaklarını söyledi.
Doğru söze ne denir?
400 gramlık Ramazan pidesi 2,5 lira oldu.
İki kişilik bir aile günde iki pide tüketir.
Bir aylık sadece pide faturası 150 lira.
Bırakın emekli, dul ve yetimi hangi bordroluyu sarsmaz?
Sayın Kara, Ramazanda her şeyin fiyatının ikiye katlandığını iddia etti.
Bu da doğru.
Bırakın Ramazan yiyeceklerini bu ay doğalgaz ve elektrik fiyatları da ikiye katlandı.
Nedenini anlayamadık.
Her neyse; hepimizin alım gücü düştü.
Fark edip önlem alması gerekenler sessiz.
İşin garip yanı sessiz kalanlar fırtına endişesi de yaşamıyor.
Asıl vahim olan bu olsa gerek.
Ne dersiniz?