Tarih 29 Ekim 2014 yer Diyarbakır semt pazarında sivil kıyafetli bir astsubay ve eşi pazar alışverişi yapıyor.Yaşamları boyunca kimseyi incitmemiş kimseye hiçbir kötülük yapmamışlar.Onlar çok gençler ve yeni evliler.Havacı Astsubay Necdet Aydoğdu henüz 25 yaşında pırıl pırıl bir genç.Ailesinin gurur ve onur kaynağı.Sadece ailesinin değil köyünün de gurur kaynağı.Güzel bir insan.Türk Silahlı Kuvvetleri nin vazgeçilmezi havacı bir astsubay.İnsanların terör nedeniyle görev yapmaya çekindiği bir bölgede içtiği yemine sadık kalmış bir asker…Maalesef o pazar alışverişi hainlerin ve kalleşlerin işini kolaylaştırıyor. Havacı Astsubay Necdet Aydoğdu sadece Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olduğu için orada arkadan vuruluyor.Bu olayın neresinde bir hak arayışı ve insanlık var?Bu olay hangi vicdanı sızlatmaz?
İnsanlık utanmalıdır.Ama sadece insanlık değil Oslo’da terör örgütü ile pazarlık yapan devlet de utanmalıdır.Maalesef devletin zafiyet gösterdiği yerlerde başkaları oluyor.Eğer orada sivil ve silahsız bir astsubay durduk yerde eşinin yanında vahşice katledilebiliyorsa; bunun nedenleri arasında devletin zafiyeti yok denilemez.Çünkü devlet Türkiye’nin son 30 yılında neler yaşandığını iyi analiz etmek durumundadır.Eğer devlet 23 Eylül 1995 tarihinde Sivas – Erzincan karayolunda yaşananlardan ders çıkarmaz ise bu ülkede terör örgütü istediğini yapar.Yine devlet hafızasından 18 Nisan 1992 tarihinde Iğdır – Doğubayazıt Karayolu nda yaşanan katliamı silerse terör örgütü meydanı boş bulur.Bölgede devlet hakimiyetinin gevşediği anlarda terör örgütünün korkutma ve sindirme amaçlı gerçekleştirdiği eylemler görmezden gelinmemelidir.Terör örgütü Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını çarşıda ,pazarda,yollarda izinli günlerinde takip ederek sivil ve silahsız yakalayıp eşinin yanında bile hunharca şehit etmeye devam etmektedir. Hala böyle bir örgütle hangi pazarlık yapılmak istenmektedir.Bu gafleti ,bu akıl tutulmasını şehitlerimize ihanet olarak görmemek nasıl mümkün olabilir?Bir şehit yakını olarak devlete yalvarıyorum ,23 Eylül 1995 günü Sivas Erzincan Karayolu nu kesen ve özel otomobili ile seyir halinde olan Bando Astsubay Murt NAMDAR’ı eşinin yanından alıp infaz eden hainleri unutma.Sadece bu olayla ilgili yaşananları değil,18 Nisan 1992’de Iğdır –Doğubayazıt Karayolu nun Pamuk Geçidi mevkiinde özel otomobilleri ile seyir halinde iken pusuya düşürülüp hunharca katledilen sivil ve silahsız Astsubaylar İlhan HAMLI,Erkan IĞDIR,Mustafa KARAÇİMEN ve Naci YILDIRIM’ın katillerinin kim olduğunu unutma.Bu vahşilikler ve adice işlenen terör cinayetleri devlet hafızasından silinirse yeniden hortlar.2014 yılında en son Diyarbakır’da ondan önce de Yüksekova’da sivil ve silahsız askerlerin izinli günlerinde arkadan vurulmalarının terör örgütü tarafından verilmiş bir mesaj olduğunu düşünüyorum.
Terör örgütü ülkede ne kadar çok asker ve polis katledersem masada o kadar çok güçlü oluruz düşüncesindedir.Bu düşüncesini değiştirdiğini düşünmek saflık olur.Bu yüzden sivil ve izinli askerlere yönelik işlenen terör cinayetleri bir mesaj olarak algılanmalı ve teröre prim verilmemelidir... Terör örgütünün ne geçmişte işlediği asker cinayetleri ne de yeni işlediği asker cinayetleri unutulmamalıdır. Terörle barış aynı masada olmaz.