Ayaklandık…

Abone Ol

Dağlıca’da 16.

Iğdır’da 14.
İki günde toplam 30 şehit verdik.
Hepimiz ayaklandık.
Ayaklanırken de sağduyulu olmaya özen gösterdik.
Şehitlerimizi toprağa verirken içimiz kan ağladı.
Hainlere lanetler yağdırıldı.
İnsanlıktan nasibini alamayanların döktüğü kana isyan ettik.
Her birimiz bir şeyler yapabilmek için çırpındı.
Gözyaşı döktü.
Kadınlarımız bile gönüllü olarak askere gidebilmek için başvurdu.
O arkadan hançerleyen.
İnsanlıktan nasibini alamayan.
İnsanlığa yakışmayan.
Aşağılık mahlukatlara karşı savaşmak istedi.
Şüphesiz etkilendik.
Askerimizle birlikte teröristlere karşı kadınlarımızın savaşmak istemesi, kimi etkilemez ki?
Cinayet suçların en büyüğü.
Yaşama son verme hareketi.
Nedeni ne olursa olsun cana kıyma olmamalı.
Hele hele kalleşçe yapılıyorsa; izah tarzı olamaz.
Dinimizce de günahların en büyüğü.
Bilerek günah işlemek aklı başındaki insanların işi olamaz.
Bunlara terörist demek bile yanlış.
Bunlar terörist ötesi sözde insancıklar.
Islah olmaları da mümkün değil.
O halde tek çare, etkisiz hale getirilmeleri.
İnsanlık için.
İnsanlığın geleceği için.
Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir ordu.
Polisimiz de öyle.
O çapulcuları etkisiz hale getirmeleri hiç zor değil.
Değil ama o emri verecek irade bir türlü gereği için emir veremiyor.
Nedendir bilinmez.
Bilinen tek şey, bu teröristlerin hak ettiği cezaya kısa sürede çarptırılması.
Güneydoğu’da yaşayanların bu teröristleri iyi tanımaları.
Her an onların tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceklerini kavramaları.
Üzülerek belirtmek isterim ki, Güneydoğu’daki vatandaşlarımız korkularından sessiz kalıyor.
Biz onlara güvence verebilsek, cesaretlenip neler yapmazlar ki?
Kısacası terörü önlemede sınıfta kaldık.
Acı üstüne acı yaşıyoruz.
Tek çare önlem almak.
İyi de önlem alması gerekenler ne güne duruyor?
Yorum sizin.