AZİZ ŞEHİT VE GAZİLERİMİZ!
Sizler dün Anadolu'da Gaziyan-ı Rum, Abdalan-ı Rum ve Bacıyan-ı Rum iken Peygamber adı ile adlandırılmış bir mücadele neslinin günümüzde aynı ipekten, aynı ruh ve inançla dokunmuş kumaşın farklı tonları şeklinde A dağında Mehmetçik, B sokağında polis, C dairesinde memursun.
Düşman bir, kurşun bir, misyon ve vizyon bir.
Sizler geçmişimizin mührü, geleceğimizin tapularısınız.
Sizler, ' Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli' diyen şairin işaret ettiği inancın ve değerlerin kahramanısınız.
Sizler sokakta duran arabamızın, kasamızda duran paramızın, kırlarda dolaşan koyunlarımızın, sokakta yürüyen çocuklarımızın, birliğinden güç aldığımız ülkemizin ve dalgalanan bayrağımızın bekçilerisiniz.
Hepimizin servetinde payınız, huzurumuzda ruhunuz, çorbamızda tuzunuz vardır.
AZİZ ŞEHİT VE GAZİLERİMİZ!
Bizler, sizden dökülen her damla ter ve kandan yükselen barışın, huzurun, güvenin ve bağımsızlığın güneşinde ısınıyoruz. Sizlerin teriniz ve kanınız barışımızın, huzurumuzun ve güvenimizin çiçeklerini sulamış, meyvelerini olgunlaştırmıştır.
Sizlerin kahramanlıkları çocuklarımızın ninnisi, aziz milletimizin ruh köklerinin can suyu oldu.
Kanlarınızla bu vatanı sularken, süngünüzle sınırlarını çizdiniz.
Şairin diliyle, 'Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, / Bir vatan kalbinin attığı yerdir' diyorsanız biz de diyoruz ki, 'ahdiniz, andımızdır.':
Biz de size şairin diliyle,'Ya yaşatmak, seni bir hür vatanda / Ya da , senin gibi ölmek ahdimiz' diyoruz.
AZİZ ŞEHİT VE GAZİLERİMİZ!
Cihan tarihi, vatanı uğrunda senin kadar kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar hiç kimse vatanına sahip olmaya hak kazanmamıştır.
Bu vatan ya senindir, ya hiç kimsenin. Çünkü sen bu amaçla doğar, bu rüya ile yaşar ve bu aşkla ölürsün. Sizler yaşadığınız yerden hala şunları tekrarlıyorsunuz:
'Hiçbir sefil lezzet için savaşmadık, / En yüce gayeler uğrunda yaşadık.'
…Bu yolda çoğumuz yatıyor kefensiz, / Budur Allah huzurunda tesellimiz'
Milletimizle, inancımızla, ordumuz ve polisimizle, beşiğini salladığımız yavrumuzun ninnisiyle, ana rahmindeki cenimizle aynı şeyleri haykırıyoruz:
'Yedi kat toprağın altıyla bizimdir bu diyar, / Can verirken bizi ecdadımızın ruhu duyar.
Kalbi Allah'a dayanmış dayanır dipçiğine, / Güvenir milletimiz yine Mehmetçiğine.
AZİZ ŞEHİTLERİMİZ!
Sizler, toprağa düşen bir tohum gibisiniz! Bir düşer, binlerce fışkırırsınız. Hayat verirsiniz. Sizler zaten dirisiniz. Herkes ölümden korkmuş ama, sizler gül bahçesine girer gibi ölüme koştunuz. Ölüm sizden korkmuştur. Tıpkı Mevlana gibi, ölümü düğüne çevirdiniz.
Tüm şehit ve gazilerimizi minnetle anar ve rahmet(ölmüş gazilerimiz dahil) dilerken;
'Ne kadar aradım, senin kabrini, / Yok diye, boynunu büktü her çiçekler,' diyen şaire Akif ile cevap vererek izninizle arzuhalimi bitirmek istiyorum:
'Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, / Sana ağuşunu açmış, duruyor peygamber.'
Selam ve dua ile...