BEĞENİLMEK...

Abone Ol

Hasta ziyaretine gidip dönene kadar Allah ın rahmeti üzerine akacaktır.

Teyzenin söylediği ve herkesi teşvik edecek amaç bu ise art niyet her zaman duvara toslayacaktır.
Yıllardır lösemiyle mücadelede inandığımız yolda yürüyoruz. Beklentilerimizin ötesinde tanık olduğumuz pozitif katkıları beraber olduklarımızla yaşıyoruz, paylaşıyoruz.
Aslında yapmaya çalıştığımız şey, sadece farklı kesimler arasında köprü olmak. Bu oluşumun öncülüğünü yaparken de aldığımız olumlu eleştirilerle son derece mutlu oluyoruz.
Eksiğimiz olur mu? Tabi ki olabilir... Fark ettirilirse düzeltmekten mutluluk duyarız.
Hastalarla insanları buluştururken ve sürpriz dostluklara vesile olurken, tanıştığımız her yeni aile, üzerimizdeki sorumluluğu pekiştiriyor. Yaptığımız işe dört elle sarılmamıza vesile oluyor.
Gitmediğimiz kapıları aşındırıp, derdimizi anlatıyoruz. İnsanların kendi problemine sahip çıkmasını hedeflediğimiz ziyaretler, bize daha çok kişiye ulaşmamız gerektiği gerçeğini hissettiriyor.
Bu görevde, yolun başı, ortası veya sonu; bize neresi düşüyorsa varız.
Gücümüz yettiğince taşın altında elimizi tutmaya çalışacağız.
Bir konuyla ilgili çok söz edebilirsiniz ama uygulamadıktan sonra ne önemi olabilir ki…
Sahaya inmeden, harekete geçmeden kime nasıl katkınız olabilir ki?
Ve yapılanlar karşısında takdir edilmek…
Güzeldir, aslında insana hoş gelir beğenilme duygusu.
Nefsimiz övülmek, okşanmak ister. Başarı elbette tebrik edilmeli.
Kim istemez ki, alın teriyle elde edilenin onaylanmasını.
Gururise biraz farklı bir yerde.
Başkaları seninle övünç duysun, ama sen bu konuda ölçülü kalmalısın.
Toplumsal başarıdaki sevinçler, yaşanan gurur, en güzeli...
Övgülerin kibre dönüşmesi, nefsimizin çirkin oyunlarından biridir ki, kontrolsüz gurur kişiyi istenmedik ortama sürükleyebilir. Nefsimizin Boş ver, hak ettiğin yolda, bildiğin yolda devam et! kışkırtmasını iyi gözlemlemek gerekiyor. Hassas ve ince bir çizgi…
“Marifet iltifata tabi…” olsa da asıl marifet nefsin arzularını dizginleyebilmek.
Ah o nefis… Hani desinler diye çabalamak…
Hak etmişsen, er ya da geç bulursun toplumda yerini.
Üç günlük dünyada, nefis denen olguyu kontrol edememenin ne gibi olumsuzluklara sebebiyet vereceğinin bilincindeyiz.
Benlik, ego... Bu kötü duygulardan Allah bizleri korusun.
İnsan kazanmak, karamsar tablolardan gülen yüzler çıkarmak, acısıyla tatlısıyla hayatı paylaşmak, gök kubbenin altında hoş bir seda bırakmak... herşeyin özeti.
Hatta mücadeledeki lezzetin püf noktası.
Kalın sağlıcakla…