Geçen perşembe günüydü.
Telefonumun mesaj kutusuna, “Mehmet Baltacı’nın annesi vefat etmiştir. Cenazesi Soğuksu Camii’nden kaldırılacak” şeklinde bir mesaj geldiğini gördüm.
Hakk’a yürüyen Mehmet Baltacı’nın annesi, Yeni Mah. Eski Muhtarı Süleyman Baltacı’nın hanımıydı. Artık görevimiz, iyilikten başka bir şey bilmediğimiz bu eski komşumuz ablamızın cenazesine gitmekti. Ve eşimle birlikte doğruca cenaze evine gittik.
Hava yağmurlu olmasına rağmen cenaze namazının kılınışı ve Derecik Mezarlığı’ndaki defni esnasında hamdolsun, cemaate sıkıntı verecek bir şey yaşanmadı.
Cenaze namazını kıldıktan sonra cemaatin kahir ekseriyeti ile birlikte bizler de Derecik Mezarlığı’na gittik. Cenaze mezara indirildikten sonra , “Kur’an okunup hurafelerden uzak bir defin yapılacağı” anonsu yapıldı.
Bir anda şaşırdım. Ne yapılmak isteniyordu?
Şimdiye kadar cenaze için yapılmış işlemleri gözden geçirdim. Hurafe değil, aksine Peygamberimiz(sav)’in tavsiyeleri ya da izin verdikleri şeylerdi:
Örneğin; ölüm ilanı, yapılan taziyeler, ağlamalar, yıkanması, kefenlenmesi, tezkiye yapılması, cenaze namazının kılınması, kadınların cenazeye gelmeleri, cenazenin nakli, kılınış saati ve kılınış şekli, kabre indirilişi vs. bunların hepsi İslam çerçevesinde yerine getirilmiştir.
Anons yapılıncaya kadar yapılan işlemlerin hiçbiri İslama aykırı değildi. Durup dururken mezarın başında bekleyenlerin zihinlerini bulandırmak da neymiş merak ettik.
Sonunda Yasin Suresi’nin ilk iki sayfası okundu , meali verildi ve dua yapıldı.
Hurafe denilen şey, mezar başında okunan Kur’an’ın mealinin verilmemesi miydi?
Bunun için mi bu anons yapılarak şimdiye kadar yapılanlar zan altında bırakılmıştır.? Eğer bir bid’at varsa o da o gün yapılmış olan uygulamaydı.
Peygamberimiz(sav), “ÖLÜLERİNİZE(( ÖLMEK ÜZERE OLAN VE ÖLMÜŞLERE) YASİN SURESİ’Nİ OKUYUNUZ” buyurmuşlardır. V e yine ölü için dua da Efendimizin tavsiyelerindendir.
Dua yapılırken de özellikle “şefaat” kavramına dikkat çekilmiştir. Bu konuda da farkındalık zorlanmıştır. Müslümanlar şunu bilmeliler ki, bu farkındalığın yeri ölünün mezar başı değildir. Bunca uygulamaları “ hurafe ” olarak nitelendirmek ve her harfine en az on sevabın verildiği Kur’an tilavetinden ölüyü mahrum etmek, ölüye de diriye de bir şey kazandırmaz.
Zira Kur’an-ı Kerim’in anlamı bilinmese bile okuyana da okutana da sevap kazandırır. Mealinin bilinmesi ise arzu edilendir ama, aksi yapılanlar da hurafe değildir. Ablamızın geride bıraktıklarına sabırlar dileğiyle selam ve sevgiler...