Çarşamba Ticaret Borsası Başkanı Kazım Yılmaz ın
Ayvacık yolunda Yeşilırmak kenarındaki Gölevinde sabah kahvaltısıyla
başlayan bir günün gurur veren hikayesini yazmak istiyorum...
Ayvacık tan bir otobüsle
buzdolabının üzerinde başlayan
İstanbul serüveninin sonunda
şimdi bir holding patronu olan
ve doğduğu toprakları
unutmayan genç bir adam da
hikayenin gerçek kahramanı...
Onun geldiğini duyan köyün yaşlısı, genci
Gölevi nin kapısındaydı...
Büyüklerinin nasırlı, toprak kokan ellerini
öpüyordu...
Umutla gözlerinin içine bakan
gençlerin ve çocukların sevincini anlatamam...
Burası Balahur Köyü...
Bu köyde okulu o yaptırmıştı,
camiyi de...
Şimdi 5 yıldızlı bir otel yükselecek o köyde...
Köyün sınırları içinde kalan
baraj gölünün tam ortasındaki adaya
teleferikle gidilecek...
Turizm cenneti olacak
Balahur Köyü...
Bir de hidrolektrik santrali
yaptırıyor köyüne...
Otelde ve barajda köyün delikanlıları
çalışacak...
O, gurbetin acımasız
çarkları arasında
öğrenmişti hayatı...
Hem de çocuk denecek yaşta...
Galip Öztürk ten
söz ediyorum...
Nereden geldiğini bilen ve bundan asla gocunmayan
birinden...
O yörede Galip Öztürk,
bir umudun adıdır aynı zamanda...
Dün akşam saatlerinde
gazeteye döndüğümde,böylesine büyük bir
gönül zenginliğine
tanık olmanın huzuru vardı içimde...
Kendi kendime sordum...
Kim demişti insanlık öldü diye?..