Bizim en önemli ezeli hastalığımız, Bir şey olmaz , İstim sonradan gelsin gibi sözlerdir. Tesadüfen, çoğu zaman da bir şey olmayabilir, lâkin olabiliri düşünmek gerekir. Her işimizde ihmaller zinciri vardır. Daha önce de yazdığım gibi, Batıda da bu tip kazalar olabilmektedir. Yalnız, kazadaki gerek can kaybı ve gerekse maddi kayıp, az gelişmiş ülkelere nazaran 1/20 kadardır. Elbette, bu ihmallerin temelinde yatan en önemli husus, maliyetin yükselmesidir. Bunun yanında bir de kısa zamanda çok para kazanma hırsı vardır. Onun için de uyulması gereken veya alınması gereken önlemler alınmamaktadır. Burada bir konu üzerinde de durmak isterim ki, özellikle son yıllarda insan sevgisi, insan yaşamına olan saygıyı kaybettik. Allah ın bize verdiği en büyük armağan ve kanunların nezdinde temel olan hak, yaşam hakkıdır. Onu almak kimsen hakkı değildir, olamaz. Sevgiyi kaybettikten sonra özellikle, sırtı kalın olanların diğer insanlara nasıl baktığını burada yazmak istemiyorum. Her gün, gördüğümüz olaylarda, sen kimsin ki , paran kadar konuş sözlerini duymaktayız. Paranın insan yaşamının üzerine çıktığı bu ortamda, insanların ölümü ile ilgili kazaların giderek arttığını görüyoruz. Ben burada rakamlar vererek sizleri oyalamak istemiyorum, ama Batıya oranla kazalardaki ölüm sayıları, ülkemizde oldukça yüksektir. Elbette, başta madencilik olmak üzere, inşaat ve sanayinin kendine has özellikleri vardır ve risk oldukça yüksektir. Bu risk azaltıcı önlemleri en ufak teferruatına kadar riayet ederek alınması gereklidir. Bunun maliyete etkisi olacaktır ve bunun da üstlenilmesi gerekir. Öncelikle şunu düşünmek gerekir, bir canın değeri nedir? Buna verilecek olan cevabı iyice düşünmek gerekir. Onun değeri hiçbir şey ile ölçülemez, zira onun değeri her şeyin üzerindedir, yani o yaşamdır. Onu iade etmek mümkün olmadığına göre, değerinin ne olduğunu düşünmek gerekir.
Karaman-Ermenek teki maden kazası, Ülkemizde büyük bir acı ile karşılamıştır. Öncelikle, kurtarılmalarını ümit etmekten başka da çaremiz yok. Soma daki facianın yaraları bile kapanmadan meydana gelen bu kaza, insan sevgisini kalbinde hissedenleri çok, ama çok üzmüştür. Şimdi, herkes şunu düşünmektedir. Bu bizim kaderimiz midir? Ateşin düştüğü yerdeki acılar nasıl telafi edilebilir? Neler yapılması gerekmektedir? Eğer bunun değeri, birkaç lira fazla ödemek ise, elbette böyle bir kaza olmaması için herkes bunu memnuniyetle kabul edecektir. Yalnız, milletin fedakârlığı yanında, firmaların da fedakârlığı esas olmalıdır. Herkesin hakkı teslim edilmelidir.
Ülkemizdeki bu olayların temelinde yatan diğer önemli husus, bilim ve bilimsellikten uzak olmaktan kaynaklanmaktadır. Kazadan sonra herkes madenci kesildi ve herkes mutat olduğu üzere konuşmaya başladı. Alınmayan tedbirlerden ve kanunların eksikliğinden bahsedenler ise çoğunluktadır. Yalnız, burada bir hususu açıkça ifade etmem gerekir ki, kanunların eksikleri ve boşlukları olabilir. Bunun anlamı tedbir almadan kömür çıkar ve insanların ölümüne sebep ol anlamında değildir. Kanunlar genel anlamda önlemlerin alınması gereğini ortaya koyar ve bu önlemler alınmadığı takdirde suç unsuru olan hususların cezalarını belirler. Bizde genel olarak yanlış anlaşılan veya yanlış anlaşılmadan çok kanunları işimize geldiği şekilde yorumlama alışkanlığı vardır. Bunun sonucu olarak da hep kanunların açıklarından bahsedilir. Bir hususun iyice bilinmesi gerekir ki kanunlarda ortaya konulmamasına rağmen; ölümle sonuçlanacak ve mala gelecek zararların affedilmesi anlamında bir sonuç çıkarmak tamamen yanlıştır. Yanlış olan her yerde kanunun işlemesi gerekir. Buna ilâve olarak, önlemlerin alınması usulleri ise bilimsellik ve teknolojinin gösterdiği yönde olmalıdır. Zira, bu önlemlerin neler olabileceğinin ortaya konulması, tamamen bilimsel konulardır. Kanunlar bütün bu bilimsel hususları içine alacak şekilde yapılamaz. Kanunlar, kömür çıkarılmasında esas olarak insan sağlığı ve yaşam hakkının sağlanması hususunda alınması gereken önlemleri içerir. Galerilerin nasıl açılması ve kömürün emniyetle çıkarılması ise, bilimselliğin ve teknolojinin işidir. Allah tan dilerim ki, bu ihmaller son olur ve en kıymetli varlığımız olan insanımızı koruruz. Saygılarımla.