BÖYLE BİR GÜNDE YAZMAK

Abone Ol
n
n
n Sadece yazmak değil yazmamak da zordur böyle bir günde. Konu eğer haberse zor olan, ayıp olan hatta okuyucuya karşı suç olan, yazmamaktır. Okuyucuyu haberden mahrum bırakmak ve ondan sonra da gazeteciyim diye dolaşmak gerçek gazetecilerin işi değildir. İçi kan ağlasa da haberi vermek zorundadır gazeteci. Haber, gazetenin ve de gazetecinin namusudur. Uydurulması, çarpıtılması ne kadar ayıpsa ve ahlaki açıdan ne kadar suçsa; saklanması da o kadar ayıp, o kadar suçtur. Ne yazık ki, Türk basınının büyük kısmı -dün itibariyle söylüyorum- bu konuda kötü bir imtihan vermiştir. Daha doğrusu verememiştir, sınıfta kalmıştır.
n
n
n
n Konu haber olduğunda yazmamak ne kadar zorsa, konu yorum olduğunda yazmak da o kadar zordur. Hele de olaylar siyasetin asli aktörleri yerine onların yakınlarını gündeme taşıyorsa, daha da zordur. Babaların günahıyla oğulların, oğulların günahıyla/hatasıyla babaların darbelenmesi ne yazık ki siyaset anlayışımıza ve tavrımıza hiç de yabancı değil. Galiba arada kaynayan da kadınların, anne ya da eş olan kadınların çilesi oluyor. Dün babalarının avukatlığına soyunan evlatların acısının karşısına yarın evlatlarının avukatlığını üstlenmek zorunda kalan babaların, annelerin acısının konması ne hazin bir tecelli.
n
n
n
n Daha önce bu sütunlarda birçok defalar yazdım, yine yazacağım: Bizim çocuğun yanlışına göz yummak bizim partiye, bizim partinin yanlışına göz yummak ise bizim millete ihanettir. Bizim çocuk bizim partiden, bizim parti de bizim milletten daha büyük değildir. Partiler millet içindir. Hukuk ise herkes için.
n
n
n
n Herkes için ve herkese eşit şiddet ve eşit şefkatte. Muktedirlerin yönlendirdiği değil muktedirleri yönlendiren. Kısacası açık, net ve adil bir hukuk…
n