BU hakarettir

Abone Ol

n

n
n Zibidilerin bilmem nerede bilmem hangi tepeciğe bilmem kaç saniye süreyle bir paçavrayı bayrak diye asmalarından sonra anlı şanlı yaygın basınımızda atılan manşetler ve haber adına sergilenen şovları, dehşet ve nefretle izliyorum.
n
n
n
n Sözde amiral gemisinin yeni kaptanı Şemdinli’ye hakim bir tepeciğe bir masa kurmuş aha doğrusu kurdurmuş. Yeni yıkanmış, yeni ütülenmiş hatta kolalanmış kar beyazı örtüyle yetinmemiş, vazolar içine yapma çiçekler. Portatif sandalyesine kurulmuş, sadece Şemdinli’ye değil okuyucuya ve hatta dünyaya da tepeden bakıyor. Ve o fotoğrafı Şemdinli’nin mevcut halinin belgesi diye sunuyor.
n
n
n
n Yeni kaptan, yaz sabahının pırıl pırıl güneşinde Şemdinli’ye ve okuyucuya tepeden bakarken selefi de sabahı beklemeden yağ tenekesinin başına geçmiş hem halefini yalıyor hem de kendisinden başkasının bilmediği geçmiş kahramanlıklarını çaktırmadan yutturmaya çalışıyor. Hayatta kalması için gizli tezgahlanan ama açık yürütülen “idam kalksın” kampanyasının günahından bir yiğitlik hikayesi çıkarmak için masallar anlatıyor.
n
n
n
n Bir diğeri de “Bayrak öyle dikilmez böyle dikilir” diye haber yapmış. Türk ordusu 2.000 askerle büyük bir operasyon yapmış ve zibidiler sürüsünün bilmem kaç saniye süreyle bilmem hangi bez parçasını çektiği Goman Dağları na Şemdinli’nin her yerinden görülebilen büyüklükte Türk Bayrağı dikmiş. Gazete bunu haber yapıyor, “Bayrak öyle dikilmez, böyle dikilir” diye buna diyor.
n
n
n
n El insaf! O masa kurumu da bu başlık da bir övgü ve hatta meydan okuma gibi görünse de aslında bu orduya, bu devlete ve sonuçta bu millete hakarettir. Şurasını bir kere daha söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm. Burası Türkiye’dir, burada sadece bir bayrak dalgalanır, o da Türk Bayrağı’dır. O bayrağın bu ülkenin bir tepesine 2.000 askerin katıldığı bir operasyonla dikilmesi sevinilecek bir olay değildir. Tam tersine “Ben Türküm” diyen/diyebilen herkesin yüreğinde bir yaradır.
n
n
n
n Ben bayrağımın askerimin silahlarının gölgesinde dikildiği bir Türkiye değil; milletimin sevgisiyle en ücra tepede, en kuytu köşede “barışın güvercini, savaşın kartalı” olarak kokusuzca dalgalandığı bir Türkiye istiyorum. O Türkiye dün vardı, bugün de yarın da var olacaktır. Bundan da en ufak şüphe duymuyorum. Tüm gafletlere, dalaletlere ve hatta ihanetlere rağmen.
n