n
n n
n n Gerçi rakam konuşana ve döneme göre değişiyor ama kent yönetimi 1923 yılı ihracat hedefini altı milyar(6.000.000.000) dolar olarak belirlemiş. Bu kent ihracatının önümüzdeki on bir yılda on dört kat artması demektir. Bu rakam göz kamaştırıcı, gönül okşayıcıdır fakat mümkün müdür? Sorulması gereken soru budur lakin sorulmadı, yerel siyaset zemininde hiç tartışılmadı, yerel basında da pek az yer buldu. Benim gördüğüm sadece Hedef Halk Gazetesi’nde Ragıp Göker konuya eğildi, üç ayrı yazıda hedefe ulaşılamayacağını öne sürdü. Biz de bugün konuyu rakamlarla irdelemeye çalışacağız.
n n
n n Samsun’un Türkiye ihracatındaki payı, yüzde yarımın altında; 2003’te %0.12, 2011’de ise %0.33. 2003-2011’i kapsayan dokuz yılda Samsun toplam iki milyar yüz kırk milyon yüz kırk altı bin(2.140.146) dolarlık ihracat gerçekleştirmiş. Bu dönemin yıllık ortalaması iki yüz otuz yedi milyon yedi yüz doksan dört(237.794) dolar eder. Bu hedeflenen rakamın yirmi beşte biridir. Bu ortalamadan yola çıkarsak, önümüzdeki on yılda ihracatımızı yirmi beş, eğer Samsun’un 2012’de gerçekleştirdiği ihracat miktarı olan dört yüz kırk iki milyondan hareket edersek o zaman da bunu on üç buçuk katı artırmamız gerekecek.
n n
n n Hangisini baz alırsanız alınız gerçekleşme imkanı görünmemektedir. Bugüne kadar hiçbir kent ihracatını on yılda on üç ya da yirmi beş misli artıramamıştır, bundan sonra da artıramaz. İddialı hedefler koymak iyidir ama iddianın gerçekleşebilir, hiç olmazsa yanına yaklaşılabilir olması gerekir.
n n
n n Samsun’un temel sorunu; satamamak değil üretememektir. Samsun ihracatı katma değeri yüksek üretimden çok “dahilde işleme rejimi” çerçevesinde yapılan ithalata dayanmaktadır. Samsun iki kalemde ithal ettiği demir çelikle hububatı dahilde işledikten sonra demir çelik sanayi ürünü ve öğütülmüş tahıl ürünü olarak ihraç etmektedir. İhracat ürünlerimizin üçüncü sırasında ise başta fındık olmak üzere sert kabuklular, meyveler, baharat ve içecek yani Allah’ın bize ihsanı olan ürünler vardır. Bir taraftan fındığı söktürmek gibi bir çaba içindeyiz diğer taraftan da ihracatı artırmak peşindeyiz. Gariptir ki, birbiriyle çelişen iki tercihin ikisi de bize ait!
n n
n n Üretimi artırmadan ihracatı artıramazsınız. Samsun’un önümüzdeki on yıllık hedefleri arasında ne yazık ki üretimi artırıcı planlar da yok. Samsun Valisi Sayın Hüseyin Aksoy’un gayret ve direktifleriyle hazırlanan turizm, lojistik ve sağlık master planları kentin gelirini artıcı, yaşam kalitesini yükseltici katkılar sağlayacaktır ama bu hizmetlerin Samsun ihracatına katkısı, hiçbir zaman bizi belirlenen hedefe ulaştırmaya yetmeyecektir. Samsun, Bafra ve Kavak Organize Sanayi bölgeleri hala sorunludur. Doğru bir yatırım olan Gıda Organize Sanayi Bölgesi hala üretime geçememiştir. Büyük vaatlerle piyasaya sürülen Gelemen Tersanesi umutları tüketerek kaderine terk edilmiştir. Bir zamanlar siyasetin “oy deposu” olan yatırım, şimdilerin ne yapılacağı bilinemeyen dert yumağıdır. Çevresi teşvikli illerle kuşatılmış bir kentin sanayileşmesi ve dolayısıyla Türkiye ihracatında söz sahibi olması iddia açısından iyidir ama ne yazık ki gerçekçi değildir.
n n
n n Hedefi yeniden belirlemek ve bizi o hedefe ulaştıracak tedbirleri de almak zorundayız. Bu konuda merkezi ve yerel yönetimler kadar yerel siyasete ve özellikle de yerel muhalefete de büyük sorumlulukla düşmektedir. Yerel muhalefetin bu konuda görüşlerini sanırım benim gibi bu kentin birçok insanı da merak ediyordur. Umarım söyleyecek sözleri, kamuyla paylaşacak çalışmaları vardır.
n n
n