Yaşardoğu Kız Öğrenci Yurdu nda çıkan yangınla ilgili
olarak hazırlanan müfettiş raporunda,
biri yönetici 3 görevli hakkında,ihmal suçundan
dava açılması istenmiş...
İhmalin olduğunu bilmek için
ne bu kadar beklemeye ne de müfettiş olmaya
gerek vardı...
Her şey gün gibi apaçık ortada...
Ancak, bu işin faturasını garibana kesmek,
bana Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım diyen
bekçi Murteza tiplemesini çağrıştırıyor...
Bu olay, Japonya da olsaydı
demiyorum...
Çünkü orada işin sorumlusu,yargı kararını bile beklemeden
kendi cezasını kendi verir...
Avrupa da olsaydı diyelim. İlgili bakandan,
sorumlu genel müdüre kadar
bir yığın görevli,
ihmalden sorumlu tutulurdu...
Bizde ne oldu?..
Olayı incelemek için Samsun a gelen
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf,daha hiçbir rapor ortada yokken,
Görünüm itibarıyla ortada bir ihmal ve eksiklik olmadığını söylemişti...
Müfettiş raporunda ise tam tersi bir görüş var...
Bir yönetici ve 3 görevli sorumlu tutuluyor...
Yani, Devlet Bakanı işin başında kendini
akladığına göre,suçlunun nerede aranacağı belli değil mi?..
Yönetici, bu eksiklikleri sorumlu olduğu üst makamlara bildirmediyse
ihmal aranabilir...
Yazdıysa ne olacak?..
Ödenek yok ne yapalım? denildiyse...
Bu ülkede, böyle vakalar olduğunda
kabağın kimin başına patlayacağını
bilmek için kahin olmaya gerek var mı?..
Sonuç, onlar için de değişmeyecektir elbette...
Adliye koridorlarında
yıllar geçecek...
Hakimler de insandır ve ülke gerçeğini iyi bilir...
Gerçek suçluları da...
Olan ölenlere olur...