2014-2015 Eğitim-Öğretim yılının ilk dersindeyiz. Öğrenci olarak çocuklarımızın, velilerimizin ve öğretmenlerimizin heyecanını biliyoruz.
Öğrenci, veli ve öğretmen olarak her düzeyde bu heyecanı yaşadık.
Ömrümüzü sanki bu dünyada tamamlamış gibiyiz.
Çünkü geçmişte her heyecanı yaşadık.
Ders başının öğrencilerimize, velilerimize, öğretmenlerimize ve milletimize hayırlar getirmesini yüce Allah (c.c)’tan diliyorum.
Samsunumuzda ve Türkiyemizde nüfusumuzun yaklaşık % 20-25’i ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitim-öğretim görecektir.
Bunların anne-baba ve kardeşleri düşünülürse; nerede ise nüfusumuzun % 80’i bugünün heyecanını yaşıyor.
Bu güzel bir heyecandır.
Bu heyecanın güzelliğinin devam etmesini istiyorsak önce velilerimizin, daha sonra da yetkililerin görevlerini layıkıyla yerine getirmelerinin gereğine inanıyoruz.
Çocuklarımızı; sıra, sınıf, koridor, okul, oyun ve servis arkadaşlarını seçemeyeceğimiz bir ortama gönderiyoruz.
Çocuğumuz sabahleyin evinden çıkıp servis otosuna adım attığı andan itibaren okula teslim etmiş ve eğitim-öğretimini başlatmış oluyoruz.
Servis şoförünün davranışlarından, çaldırdığı müziğe kadar dikkat etmek gerekir. Çünkü servis araçları artık eğitimin bir parçası durumundadır.
Bunun için de Milli Eğitim Müdürlüğü bu konulara müdahil olmalı, servis araçlarına kamera sistemi zorunluluğu getirilmelidir.
Sabah ve akşam toplam iki saate yakın bir zaman çocuklarımızı servis araçlarının şoförlerine yani onların öğretmenliğine/eğitimine teslim etmek zorunda kalıyoruz. Öncelikle bu ilk adımdan işe başlanmasının gereğine inanıyoruz. Aksi halde çok geç kalmış olabiliriz.
Selam ve sevgi ile…