Bugünleri de Gördük ya!..

Abone Ol

Ben böyle bir şey görmedim...
Bu mesleğe 30 yılı sigortalı olmak üzere tam 32 yılımı verdim...gazetecilikten başka da bir iş yapmadım...
Neler gördüm, nelere tanık oldum. Ama inanın, böyle bir şey yaşamadım...
Olayı anlatayım da, ister gülün, ister kara kara düşünün!..
Bafra Belediyesindeki bazı yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak MHPli meclis üyelerinin hazırladığı gensoru önergesine, AK Partili bazı meclis üyeleri de destek vermişti...
Oturum öncesinde, Belediye Hesap İşleri Müdürü Hüsnü Aydemirin istifa etmesiyle sular durulmuştu...
Böylesine yolsuzluk iddiaları kamuoyuna yansıdıysa, mutlaka yargı süreci başlamıştır, düşüncesiyle ayrıntıya girmiyorum...
Biz de haberi İstifa etti, sorun bitti manşetiyle vermiştik...
Hüsnü Aydemir, daha sonra gazetemize açıklama göndermiş ve bu çarpıcı açıklama birinci sayfadan verilmişti. İddiaları reddeden Aydemir, Bana, İstifa et, başkan kurtulacak dediler. Ben de istifa ettim demişti...
Açıklaması aynen yayımlanan Aydemir, Şeref ve haysiyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle tatmin olmamıştı...
Şeref ve haysiyetin anlamını iyi bilirim ve bu değerlerle ne oynarım ne de oynatırım...
Sanki, gensoru önergesindeki iddiaları biz yazdık...
Sanki, üyelerin mecliste konuşma metinlerini biz hazırladık...
Sanki, istifa etmesini biz istedik....
Sanki, İstifa et, başkan kurtulsun diyenler bizlerdik...
Sadece ve sadece olup biteni yazmıştık...
Neymiş de soruşturma açılacak, demişiz...
Bunu söyleyen Belediye Başkanı Şükrü Neişti...
Böyle iddialar karşısında soruşturma açıp açmamak bizim sorunumuz mu?..
Bir sürü soru var, sorulacak...
Aydemir, suçlu olmadığını söylüyorsa, neden direnmeyip istifayı seçmiştir?..
Zor kullanıldıysa, Cumhuriyet Başsavcılığına neden başvurmamıştır?..
Neden kendisi hakkında konuşan meclis üyelerini dava etmemiştir?..
Tüm bunlar olduysa, sonuç nedir?..
Biz bunları yazdık diye, suçlu olduk öyle mi?..
Hüsnü Aydemir, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına da haberimizle ilgili bir şikayet dilekçesi vermişti...
İmkan olsa da Basın Savcısı Ümüt Ceyhanın, Kovuşturmaya yer olmadığını ifade eden kararının tamamını yayımlayabilseydim...
Kararın son bölümünde aynen şöyle deniliyor:
.....Şikayete konu olan haber, bütünüyle incelendiğinde haberin gerçekçilik boyutu bulunduğu, bu haberin verilmesinde, eleştiri hakkının kullanılmasında kamu yararı bulunduğu, bu haberin haber metninde işlenmek suretiyle topluma bilgi sunulduğu, haberin güncel olduğu ve haber ile ifade arasında düşünsel bağlılık bulunduğu değerlendirilmiştir. Kaldı ki şüphelinin eylemiyle, 5237 sayılı TCKda düzenlenen iftira suçunun da kanuni unsurları oluşmamaktadır.
Bu kararı da itiraz dilekçemize iliştirdik...
Ancak bu itirazımız, Bafrada reddedildi ve Hüsnü Aydemirin Cevap ve düzeltmesini bir kere daha yayımlamak zorunluluğumuz doğdu...
Cevap ve düzeltme yazısı dikkatli incelendiğinde, Hüsnü Aydemirin daha önce bize gönderip yayımlanan açıklamasından hiçbir farkı yoktu...
Bize göre tabii ki...
Aydemir öyle düşünmemişti...
Mahkeme kararı olmaksızın bize gönderdiği açıklamayı birinci sayfadan, haberin devamını ise 10. sayfa yerine, 15. sayfadan vermiştik...
Aydemir, bu kez mahkeme kararıyla cevap ve düzeltme istemişti...
Bafradaki başvurusunu mahkeme olumlu bulmuş; cevap ve düzeltmenin yayımlanması kararını vermişti...
Biz de haberi, Aydemirin açıklamasını ve Cumhuriyet Savcısının kararını ekleyip, bir üst mahkemeye itiraz ettik...
Mahkeme de haklı olarak, Basın Kanununun 14. maddesine göre, aynı sayfada ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlanması kararını vermişti...
Biz de haberi yine 1. sayfadan vermiş, devamını ise bu kez 10. sayfaya koymuştuk...
Elbette, yargının kararına saygı duyuyorum...
Elbette, Hüsnü Aydemirin bir vatandaş olarak hakkını aramasına da...
Ama bunca yıllık gazeteci olarak böyle bir şey görmedim...
Belki basın kuruluşları da böyle bir şeye tanık olmamıştır...
Hatta Adalet Bakanlığı, Barolar Birliği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Yargıtay Başsavcılığı da...
Ben de onlara haberin kupürlerini, mahkeme kararlarını, Cumhuriyet Savcısının iftira şikayetini reddeden yazısını ve itiraz dilekçelerimizin fotokopilerini göndereceğim...
Görsünler ki, bu memlekette neler oluyor, vatandaş neyle uğraşıyor...
Yolsuzluk var iddialarını ortaya atanlardan değil de, bu sözlere tanık olan gazeteciden şeref ve haysiyetin hesabı soruluyor...
Ve bir kişi cevap ve düzeltme yazısının içinde kendisini böylesine ele verebiliyor...
Bugünleri de gördük ya!..