BUNDAN DAHA KÖTÜ NE OLUR Kİ?

Abone Ol
n
n
n
n
n
n
n İngiliz lokantadan çıkmış, felaket bir yağmur var, ıslanacak. Tam o sırada elinde şemsiyesi ile bir arkadaşı peyda olmuş yanı başında. “Gel” demiş “gel ıslanma.” Gitmiş İngiliz, girmiş şemsiyenin altına ve kurtulmuş ıslanmaktan. Biraz sonra yağmur dinmiş, güneş çıkmış. İki arkadaş sohbet ederek yürüyorlar ama şemsiyeli İngiliz şemsiyesiz İngilize ikide bir “Ben olmasaydım sen şimdi sırılsıklamdın” deyip duruyor. Bir, iki, üç tekrardan sonra şemsiyesiz İngiliz gördüğü ilk su göleğine atıvermiş kendisini. Debelenmiş boylu boyunca, ne üst kalmış çamurlu suya bulanmayan ne baş. Ve çıkınca “Ulan sana da, rastladığım ana da, senin üç on paralık şemsiyene de lanet olsun. Ulan sen olmasaydın, şemsiye tutmasaydın bundan daha mı kötü olurdum?” demiş.
n
n
n
n Ne zaman eskinin “bebek katili”, şimdilerin “pek makbul barış melediği” ve geleceğin “pek muteber ve muhterem siyasetçisi, yerel yönetim başkanı” pek pek Sayın Öcalan’dan ya da hempalarından bir lütuf ya da bir tehdit mesajı gelse, aklıma hep bu İngiliz fıkrası gelir.
n
n
n
n Bizim halimiz İngilizin halinde daha kötü. Oradaki İngilizin yağmurun yağmasında bir dahli yok. Olamaz da. O tamamen Cenab-ı Hakk’ın iradesine tabi. Buradaki felaket de buradaki sözde şefaat de aynı şeririn eseri. Ölümü getirenler de onlar barış getirdik diye afra tafra satanlar da onlar. Dahası ektikleri ölümlerin hasadını bağımsız bir devlet adına devşirmeye çalışanlar da onlar. Vuranlar, kıranlar, kan akıtanlar, sonra da “Bak, artık vurmuyorum, kırmıyorum, seni ağlatmıyorum” diye aklımızla dalga geçenler de devlete mühlet üstüne mühlet verip, “aklınızı başınıza alın, sonra acımam ha” diye tehdit küstahlığına kalkanlar da onlar.
n
n
n
n Bu akıl hocalığına soyunma arsızlığı ve tehdit küstahlığı ve umut bağladıklarımızın o arsızlık ve o küstahlık karşısındaki suskunluğu ve çaresizliği yok mu, o canımı daha çok yakıyor. O bağrımı daha çok deliyor.
n
n
n
n Hikaye bu ya, ormanın sırtlanı, çakalı biraraya gelip yaşlı kurda saldırmışlar. Yaşlı da olsa kurt kurttur, yaralanmış, berelenmiş ama yenilmemiş. Oturmuş inin önünde yaralarını yalayıp iyileştirmekle meşgul. Tilki görmüş koca kurdu. “Kurt kardeş bu ne hal, kim yaptı bunu? Söyle hemen gidip dersini vereyim” demiş. Kaç kavgadan galip çıkmış koca kurt bir yarasına, bir “Söyle intikamını alayım” diyen arsız tilkiye bakmış ve kahır dolu seslenmiş: “Ulan tilki, ben bu yaradan ölmem ama senin bu tavrın ve bu laflarından ölürüm.”
n
n
n
n Kıtalararası imparatorluklar varisi bir devletin ve bir milletin bir sergerdeler sürüsünden himmet bekler ve talimat alır görüntüsü bile yürekler acısıdır. Bu devlete, bu millete ve her ikisinin tarihine de gerçeğine de ters bu yürek yakan görüntüye bir an son vermek gerek.
n
n
n
n Hainle kahraman aynı toprakta birarada yaşayamaz. Ya biri yok olacaktır ya diğeri. Milletlerin geleceğini hainle kahraman arasındaki tercihi belirler. Kahramanına sahip çıkamayan, hainine mahkum olur
n