Sivil ntoplum örgütlerinin sergiledikleri etkinliklerin özünde farkındalığı artırmak nyatıyor. Mayıs ayının son haftasındaki etkinlik, yaptıklarımızdan kesitler sunduğumuz n‘Aileleri Evde Ziyaret ve Kardeşlik Projesi’nin somutlaşmasıydı. Üniversiteli ngençlerimiz ve okullarımızdan öğretmenlerimizin yanı sıra o gün orada ntanışanlar da vardı.
n Kimler yoktu ki… Doktorlarımız, nanneler, babalar, ilkokul öğrencileri...
n Herkes güzel ortamdan müthiş nkeyif aldı. Biz de aldığımız hazzın yanında çalışmalarımızı ara vermeden sürdürmenin ngerekliliğine inanıyoruz.
n Düşündüklerinizi uygulamadan nbir şey elde edemiyorsunuz. Güzelliklerin arkasında zaman ve emek var. Ancak nherkesin emeğine duyulan ihtiyaç, gün geçtikçe artıyor. Hasta çocuklarımızın nevlerine gitmek için yağmurda, soğukta, sıcakta; öğrencilerimizle, nöğretmenlerimizle, annelerle, babalarla koşturduk. Nokta konmayan projede, nküçük bir durak olan böyle bir günde, katkıları olanlar takdir görmeliydi. Bir nteşekkürdeki içtenlik neyse, sosyal sorumluluk duygusuyla süslenen çalışmaların nonurlandırılmasındaki samimiyet de o derecedeydi. Bir saati aşan programda lösemiyi nyenmiş çocuklarımız, hasta yakınları, öğretmenlerimiz, anne ve babalara kadar nherkes duygusal bir bütünlük oluşturdu.
n “Samsun’da lösemi ve benzer nhastalıkları yaşayanların beklentilerini kim ne kadar görebiliyor?” sorusu nkadar, yediden yetmişe herkes için “Siz bu sorunun karşılığında kendinizi nnerede görüyorsunuz?” karşılığını da anlamlı buluyoruz. Beklentilerin kişisel nolmadığını özellikle belirtmek isterim. Bugün yaşamadıklarımızın yarın başımıza ngelmeyeceğinin garantisi olmadığına göre, dillendirdiğimiz meselenin özü, her nbireyin kendi muhtemel ya da potansiyel sorunu hakkında bir tavır alması ngerektiğidir.
n Sevinçlerin ve acıların npaylaşımındaki kazanımlar… Israrımız, tamamen paylaşımdan yana. Kampanyaya ndönüşen projede Samsun-Türkiye kucaklaşmasının varlığından kim ne kadar haberdar?“Ben nne kadar geç kalmışım!”, “Bu zamana kadar bir şey yapmamışım!” sözleri, nprojenin tanıtımının yetersizliği kadar, tanıtımın yapıldığı yerlerdeki duyarlılıkların nne derece yer ve karşılık bulduğu tartışmasının yolunu açıyor.
n Çorum, Gümüşhane, Fethiye, nAdana, Giresun, İstanbul, Ankara, Adana gibi çeşitli illerden gelerek Samsun’da neğitimlerini sürdüren öğrencilerimizin ‘projeye destek veren üniversiteliler’ görüntüsü, ndüşündürücü ve o resmin geniş kesimlerce paylaşılmasını istediğimiz bir nparçasıydı. Yine ilimizdeki okullarda görevli öğretmen ve öğrencilerimizin oluşturduğu ntablo, hararetle paylaşılabilirdi. Kimse onurlandırma beklentisinde olmasa da o nsalonda hakikaten önemli mesajlar vardı.
n Toplumsal şuuru herkese benimsetmenin ngerekliliği söylenirken, ifadeleri harekete geçirmede ne kadar aktif rol nalınıyor, kim ne kadar sorumlu? Yaptığımız çağrıların geriye dönüşünün ölçüsü nnedir? Kişilerin davetlere icabetindeki hassasiyetinedir?
n Davetlerimizde bazen ölçüyü kaçırıyor, ngereksiz beklentilere kapılıyor muyuz acaba?
n “Hayır, beklentimiz bize dair ndeğil; beklentimiz size dair !” diyerek teselli oluyorum. Binlerce insan nprojede memnuniyetle kucaklaşıyorsa, bunun görmezden gelinemeyeceğinin, gücümüz nyettiğince de mücadelede yoğunlaşma gereğinin farkındayız.
n Lösemiyle veya benzer nhastalıklarla mücadelede herkes sorumluluk alanını iyi düşünüp tespit etmeli ve naktif kullanmalı. Sermayesi tatlı dil ve güler yüz olan çalışmalarımızda yakaladığımız nkareleri kamuoyuna yansıtırken tek amacımız teşvik. Mücadelede kimseyi zorlama nhakkımız yok. Bireyleri harekete geçirene kadar tespit ve görüşlerimizi nkamuoyuna taşıma gayretini sürdüreceğiz.
n Ta nki, kişiler benim de sorumluluklarım var diyene kadar…