Çağdaş Müslümanın kaybettiği yer

Abone Ol
Aslında her dönem Müslümanının kaybettiği ya da kazandığı yerdir burası.
Müslüman, bir ömür boyu dininin gereklerini yerine getirmeye çalışır ve onu başkalarına tebliğ eder.
İslamı yaşamak ile başkalarına tebliğ etme arasında yükümlülük açısından bir fark yoktur. İslamı yaşamak zorunda olduğumuz gibi başkalarına da tebliğ etmek zorundayız.
İslamı yaşamanın ve yaşatmanın ilk adımı aile içinde başlar.
Kur’an-ı Kerim’de, “Ey Müminler, yakıtı taş ve insan olan cehennem ateşinden nefsinizi ve ailenizi koruyunuz” buyurularak bunun ilk adımı gösterilmiş olmaktadır.
Bu noktada en büyük zaaf, Müslümanların çocuklarındaki kılık-kıyafet noktasında bulunmaktadır.
Bir ömür boyu mücadelesini verdiğini ifade ettiği İslami ilkelerden başörtüsünün önemini kızına ve oğluna anlatamamış ve bu noktada “havanda su dövedurmuş” tur.
Bu konuda yeterli donanıma sahip olamamış Müslümanların çocukları ister istemez günübirlik sosyal yaşamın kurbanı olmaktadır.
Müslümanlar İslamı yaşama ve yaşatma mücadelelerini evlerinden başlatmalıdır.
Her anne- baba işe çocuklarından başlasa, 20 yıl içinde en az 4-5 misli olur.
Hocalarımızdan - öğretmenlerimize, anne- babalardan toplumun diğer kesimlerine kadar herkes bu kurala uymalı ve işe en yakın ailesinden başlamalıdır.
Nitekim Efendimiz(sav) de buradan işe başlamıştır.
Herkes önce kızına, oğluna ve ondan sonra aileye dahil olan gelinine ve damadına bakmalıdır.
Müslümanlar bu konuda büyük bir kayıp içindedir.
Üstad Sezai Karakoç’un ifadesiyle “İslami Site” inşa etmenin yolu buradan geçer. Kendi taşlarımızı kaybetmeden bu sitenin duvarlarına yerleştirmek zorundayız. Kendi taşını çöplüğe atıp başka ocaklardan taş devşirmek akıl karı değildir.
Selam ve sevgi ile…