ÇAĞIN İDRAKİNİ YAKALAMAK...

Abone Ol


Başlangıcı olan bir şey, nasıl olsa biter.
Hayatı sorgularken, aklıma hep kum saati gelir.İnsanı,hayalle gerçeğin bir düzlemde kesiştiği bir durumda titretir ve kendine getirir.Bir bakıyorsunuz ki fanus içindeki kum tükenmiş.O esnada insanın düşünceleri de tükeniyormuş gibi gelir. Oysa gençsiniz. Yaşama yeni başlamışsınız. İdealleriniz ve geniş ufkunuz var.İyi bir eğitim almışsınız. Kendinize,toplumunuza hatta insanlığa karşı görevleriniz var. Kendinizi nasıl olur da bir kum saatine, zamana tutsak edersiniz. Öyle bir sinerjiniz olmalı ki sizi hiçbir güç etkisiz kılmamalıdır. Ufkunuz ve dünyanız zamana da karşı koyarak ,sanki hiç ölmeyekmişsiniz gibi bu dünya için çalışma azminizi yitirmemelisiniz. Aksi halde zamana teslim olmak ,kum saatinin tükenmesi ve bizim de onunla yok olmamız demektir. Elbette zaman akacak.Kum saati de bizimle dalga geçecek.Bize sonlu olduğumuzu hatırlatacak. Direneceğiz:Zamana, korkusuzluğa ve güçlüğe karşı. Ölümsüz eserler yaratmak için çok büyük düşünmek lazımdır.
Tarihimize,kültürümüze baktığımızda meydana çıkarılan kalıcı eserler hep büyük düşünenlerce yapılmış, yaptırılmıştır.
Eleştirilmek istenen bir şey değildir,fakat gereklidir.
Daha güzel yarınlara insanımızı ulaştırmak için ufku geniş ve umudu sağlam gençlik yetiştirmeliyiz.
Tecrübe,insanın başına gelen şey değildir o,insanın o başına gelenle ne yaptığıdır.
Tarihimizin derinliklerinden gelen tecrübe akışını kalkınmaya ,müreffeh bir toplum yaratmaya kanalize edebilmeliyiz.
Ancak o zaman büyük işler başarabiliriz. Zorluklara karşı teslim olmadan çağın idrakini yakalayıp bilimde, teknolojide,dünyadaki yarışta yerimizi alabiliriz.
Kültürümüz ,medeniyetimiz bize bu misyonu yüklüyor.