ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZ VE ANNELERİ

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta Çanakkale ve şehitlerimiz çeşitli etkinliklerle anıldı.
Şehitlerimiz ve anneleri...
Ne bir güne ne de haftaya sıkıştırılabilir.
İkisi de birbiriyle perçinleşmiş; kapıya geldiğinde kabullenilen makam.
Şehitlerimizin Peygamberimizden sonra şefaat yetkisi…
Temennimiz onların şefaatini hak edebilmek.
O şehitlerimizi doğuran, büyüten, gelen haber sonrası acılarıyla baş başa kalanlar...
Özgürce dolaşmamızın karşılığı geride kalan yetimler, dullar, analar...
Vatan ve millet uğruna akıtılan kanlar...
Ve bayrağımızın ay yıldız olmasının arkasındaki gerçekler...
Hayatta, kim kime ne kadar fedakârlık yapar ve başkasından bekleyebilir?
Şehitlik makamındaki özveriyi ne kadar hissedebiliyoruz?
Doğubayazıt’ta yirmi üç yıl önce sivil kıyafetli ve sivil araçlarıyla tuzağa düşürülen savunmasız dört askerimizin şahadet şerbetini içmesi.
Mehmetçik, Çanakkale de yaralı Anzak askerini, kendisine kurşun sıktığı cepheye taşıyor.
Övgüye mazhar o duruş ve aralarında Samsunlu astsubay İlhan Hamlı nın da olduğu silahsız dört gence yapılan vahşi saldırı.
Savaşta dahi hukuk kuralları geçerli iken bu vahşeti nereye yerleştirebiliriz?
Geçtiğimiz hafta LÖSAM adına şehidimizin baba ocağındaydık. Yıllar önce tanıştığı acıyla yüreği korlaşan Bedriye teyzemiz, ne zaman biteceği bilinmeyenyolda bedel ödemeye devam ediyor.
Anlamlı birliktelikte, ilik nakli olan çocuğumuz ay yıldızlı bayrağımızı şehidimizin annesine teslim etti. Amacımız unutmamak, unutulmamaları mesajını vermek; bizler için bedel ödeyenlerin acılarına, ne kadar olur bilemeyiz ama bir nebze de olsa ortak olmaktı.
Şehit oğluna sarılırcasına kokladı lösemili Ali Rıza yı.
Allah sağlık versin hasta çocuklarımıza duası yetti bize.
Eminiz ki gözünde tüten mavi gözlüsüyle bir gün cennet kapısında buluşacak.
Bir gerçek devar ki, şehit anneleri yaşadığı sürece bedel ödemeyi sürdürecek.
Çanakkale, şehitlerimiz ve anneleri…
Bize neler düşüyor diye sormaya gerek var mı?
O anneler ve şehitlerimize o kadar çok şey borçluyuz ki...