‘’Herkesin belleğinde çekmeceler var. Kimi sıkış tepiş dolu, kimi bomboş. Kimi dar, kimi uzun’’.
Sarsıcı, sıra dışı, insanının yüzüne tokat gibi vuran, izleyiciyi ters köşeye yatıran, içini acıtan bir film ‘’Çekmeceler’’.
Daha önce ailesi tarafından öldürülen bir travestinin öyküsünün anlatıldığı ‘’Zenne’’ filmi ile dikkatleri üzerlerine çeken Caner Alper ve Mehmet Binay ikilisi ‘’Çekmeceler’’le seyirciyi şaşırtmaya devam ediyor.
Otoriter babanın kızına sözde namusunu koruma uğruna uyguladığı baskı sonrası gelişenleri çarpıcı bir şekilde anlatan ‘’Çekmeceler’’in ülkemizde artık kanıksanan kadın cinayetinin, şiddetin, tacizin arttığı, tartışıldığı bugünlerde gösterime girmesi hayli anlamlı.
Caner Alper ile Mehmet Binay yeni filmlerinde ister okumuş entelektüel olsun, ister okuma yazması olmasın, ister doğulu, ister batılı, kuzeyli veya güneyli olsun, namus algısının tüm erkeklerde aynı olduğunu, iki bacağının arasına sıkışıp kaldığı mesajını sarsıcı şekilde veriyor.
Gerçek yaşam öyküsünden esinlenerek beyazperdeye aktarılan ‘’Çekmeceler’’ de tiyatro oyuncusu birikimli, entelektüel Ayhan’ın (Taner Birsel) kızı Deniz’e ( Ece Dizdar) küçük yaştan itibaren ‘’Aman kötü yola düşmesin’’ saplantısı ile iç çamaşırlarını kontrol edinceye dek varan baskısının getirdiği acı, son dramatik bir dille anlatılıyor.
‘’Vur patlasın, çal oynasın’’ diyerek gününü gün eden anne Saadet’in (Tilbe Saran) ilgisizliğinin aksine otoriter babanın baskılarına karşın, hiç de onun istemediği aykırı bir yaşamı seçen Deniz’i yoğun bir psikolojik süreç beklemektedir.
Tedavisi sırasında doktorunun (Hakan Çimenser) telkinleri ile belleğinde kilitli kalmış çekmeceleri açar, sırlar ortaya çıkar.
Psikolojik tedavi sürecinde kız çocuğuna nasıl davranılmayacağını tam kestiremeyen baskıcı babanın, ilgisiz annenin evinde cinselliğini yaşamaya çalışan Deniz’in ruhunda o günlerden kalan yaralar bir bir gün yüzüne çıkar.
Belleğinde sakladığı çekmeceleri açan Deniz, ölen babasına ilişkin bir sırrı, gerçeği de öğrenir.
Bugüne dek kimsenin cesaret edemediği öyküleri beyazperdeye taşıyan, bu cesaretlerinden ötürü övgü, dokunulmaz tabuları yerle bir etmelerinden ötürü de hayli eleştirilen Caner Alper-Mehmet Binay ikilisinin sıra dışı bu filmini anneler kadar, babaların da izlemesinde yarar var.
18+ işareti ile sinemalarda gösterilen ‘’Çekmeceler’’’ yönetmen Alper ve Binay’ın da vurguladığı gibi, bir kadın filmi olmanın yanı sıra aynı zamanda bir erkek filmi de.
Sırf kız çocuğuna uygulanan aşırı baskının nasıl istenmeyen sonuçlar doğurduğunu, ailede nasıl yaralar açtığını görebilmek adına izlenesi ibretlik bir seyirlik ‘’Çekmeceler’’.
Türkiye’de kız çocuğu ve genç kadınlara ilişkin tabuları, ailenin koyduğu baskıcı yasakları sorgulayan ‘’Çekmeceler’’ de Ece Dizdar rolünün hakkını cesurca veriyor.
Bu arada, Nilüfer Açıkalın’ın teyze Ayşe karakterini canlandırdığını da belirtelim.
Eleştirmenler, ‘’Çekmeceler’’in öyküsü ile uzun süre konuşulacağını, iz bırakacağını savunuyor.
Bir de siz izleyin bakalım. Dedikleri gibi mi?
-Bir Varmış Bir Yokmuş-
‘’Başka Dilde Aşk’’ ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘’En İyi Senaryo’’ ödülünü kazandığı ‘’Atlıkarınca’’ nın yönetmeni İlksen Başarır, tesadüfen bir şarkı dinleyen ve derinden etkilenen Nehir’in ( Melisa Sözen) şarkıyı besleyen Ozan ‘ın (Mert Fırat) peşine düşmesi ve onunla yaşadıklarını anlatan ‘’Bir Varmış Bir Yokmuş’’ ile seyircinin karşısında.
Aradığı kişiye kavuşan Nehir, gelgit yaşayan, çıkmaz bir sokağı andıran Ozon’dan beklediğini, aşkının karşılığını bulabilecek mi?
Mehmet Binay-Caner Alper gibi çektiği sıra dışı filmleriyle seyirciyi şoke eden İlksen Başarır, ‘’Bir Varmış Bir Yokmuş’’ ile de çizgisinden yine ödün vermiyor, başarı çıtasını yükseğe taşıyor.
İlksen Başarır bu filminde de vazgeçemediği Mert Fırat’ı daha önceki iki filminde olduğu gibi yine ilginç bir rolle seyircinin karşısına çıkarmış.