ÇOK KONUŞUYORUZ

Abone Ol
Eskiler Lâf ile peynir gemisi yürümez demişler, çok doğru da söylemişler. Biz bu sözlerin sahibi bir millet olarak, ne derecede buna riayet ettiğimiz açık olarak ortadadır. Herhangi bir olaydan sonra birileri ortaya çıkarak, bunlar mutlaka cezalarını çekecekler, şu yapılacak, bu yapılacak diyerek; kitabın ortasından konuşuluyor. Fakat, iş icraata gelince, ortada hiçbir şey görülmüyor ve bunun sonucu olarak da hareketler hep tekerrür ederek devam ediyor. Elbette, şu husus önemlidir. İnsanlar yanılabilirler ve bu yanılgıların insanlara bir şeyler vermesi gerekir. Her olaydan sonra, aynı şeyleri söyleyerek bir tedbirin alınmaması, bu olayları çıkaranlara cesaret vermektedir. Kobani dolayısı ile sebebini anlayamadığım olayları çıkaranlar, kürsüden yapılan konuşmalar dolayısı ile faaliyetlerine son vereceklerini hiç sanmıyorum. Demokratik bir ülkede, elbette birçok kuruluşlar kendilerine göre, haklı oldukları iddiası ile protestolar yapabilir. Yalnız, bunların protesto seviyesinde kalması gerekir. Birçok insanın ölümü ve her yeri yakıp, yıkma hareketlerine tolerans gösterilemez. İnsanların ölümü ile sonuçlanan, devlet ve milletin malına zarar verecek şekilde yapılacak hareketlerin asla demokrasi içinde yeri yoktur. Kimileri, bu hareketlerin sebebini çözüm sürecine bağlamaktadır. Barış sürecinde olduğu gibi, çözüm sürecinin kapsamı ile ilgili bilgilerimiz çok kısıtlıdır. Bu bakımdan bir şey söylemek mümkün değildir. Anlayamadığımız bir sebepten dolayı bir kör dövüşü sürüp gitmektedir.
Çözüm sürecinin içeriğini bilmediğiz için, hükümetin söylediklerinden bir şey anlamamamıza rağmen; malum tarafın, aba altından sopa göstererek ima ettiği isteklerini anlamak mümkündür. Başta Öcalan olmak üzere, onların isteklerini karşılamak demek, bana göre Türkiye Cumhuriyeti’nin anahtarını onlara teslim anlamına gelmektedir. Anlayış bu olduğuna göre, süreçte anlaşmanın mümkün olacağını da ümit etmek mümkün değildir. Karayılan, PKK nın güçlerini Türkiye ye geri gönderdiklerini ifade ediyor. Bu tamamen doğru olmayan bir konuşmadır. Zira, barış sürecinde ifade edilen, silah bırakma ve Türkiye sınırlarının dışına çıkma olayı gerçekleşmemiştir. Bu bakımdan çekilmemiş PKK güçlerinin ülkemizdeki kanuni olamayan varlıklarının gerekçesi olarak bu ortaya konulmaktadır.
Öteden beri üzerinde durduğum bir hususu burada tekrar etmek isterim. Ülkemizde Kürt meselesi ile ilgili olarak, Kürt tarafının her harekette A. Öcalan ı ortaya koymasına bir şey demiyorum. Hiçbir şey olmadığı halde, onu idol olarak kabul ediyorlarsa bunun bir önemi yoktur. Yalnız, bunu dayatma aracı olarak, o bunu istiyor, o şunu istiyor gibi hususları da anlamam mümkün değildir. İster açılım, ister barış süreci veya adına ne deniliyor ise densin, PKK, PYD, KCK veya kandil veya Öcalan müracaat yeri olarak kabul edilemez. Zira, bir devlet kuruluşu yasal olmayan merci veya kişilerle karşılıklı gelerek, anlaşma yapamaz, yapmamalıdır. Elbette, tüm bunlar başta ABD olmak üzere Batının projeleridir. Kan dökmedikleri bir ülke ile ilgili olarak, onların ne hale gelecekleri veya getirdiklerinin önemi yoktur. Her zaman önde gelen onların çıkarlarıdır. Bütün bunlara rağmen; Ortadoğu daki mevcudiyetlerinin petrole bağlı olduğunu iddia edenlere karşı ne kadar da sert çıkmaktadırlar. Petrolü elde edebilmek için önümüze konulan Arap Baharı, bir Arap Kışı olmuş, olmaya da devam etmektedir.
Lütfen, düşünerek iyice irdeleyiniz. Dünyada ve özellikle az gelişmiş Müslüman ülkelerdeki kurulmuş olan terör örgütleri, kime veya kimlere zarar vermektedir. Kuruluşlarının temel nedeni Müslümanlık ve Müslümanları emperyalizmden kurtarmak olmasına rağmen; en çok zarar verdikleri, Müslüman ülkeler ve Müslümanlardır. Bu asla bir tesadüf değildir. Kuruluşları ABD ve Batılılar tarafından finanse edilen terör örgütleridir. Bunun için de Batılıları ve ABD’yi asla da suçlamıyorum. Dünya, öyle bir dünya ki gücü ve parası olan her şeyi yapabilir, yalnız bunun için taşeron olmamak gerekir. Ülkemiz için tehdit unsuru olan, PKK, PYD, Taliban, El-Nusra ve IŞİD in kurucuları Batılılardır. Sözde koalisyon güçleri, IŞİD i bombalamaktadır. Sonucun ne olduğunu ben söylemiyorum, ABD yetkilileri söylüyor: Bu bombalamaların hiç etkisi yokmuş. Bunun onlar için de önemi de yoktur. Petrolü Kuzey Irak yönetimi yerine IŞİD den alabilirler. Zira, para ve silah onlardadır. Zavallı Ortadoğu’daki ülkeler ve milletler de bir şey yaptıklarını zannederek, birbirlerini öldürmeye devam etmektedir. Allahım bu ne cehalet, bu ne türlü bir kin anlamak mümkün değil. Müslümanın Müslümanı öldürmesi için, Hristiyanlarla işbirliği yapılıyor. Elbette, Ortadoğu bunun diyetini çok büyük acılarla ödeyecektir. Saygılarımla.