Türkiye’nin maddi ve manevi en önemli sorunlarının başında Doğu ve Güneydoğu sorunudur.
Cumhuriyetten beri yaşadığımız en önemli sorundur.
Bunun çözümü de bu kadar önemlidir.
Bu nedenledir ki, hükümetin çabalarının bir devlet ve millet politikası olarak algılanma zarureti vardır. Bu konuya, “ AK PARTİ’NİN iktidara kalma gayretinin bir parçası” şeklinde yaklaşılmamalıdır.
Muhalefetin bu ve buna benzer yaklaşımları, ülke üzerinden kişisel çıkar sağlama anlamına gelir ki, bu doğru bir yaklaşım değildir. “Koyun can, kasap ise et derdinde” olması gibi bir şey olur.
Çözüm sürecine karşı çıkanlar,mevcut durumun devamında çıkar görenlerdir.
Bunlar da;
Başta bazı politikacılar olmak üzere çeşitli emperyalist güçler, kişiler, kurumlar vs.dir.
Örneğin; Türk, Kürt ya da başka etnik temele dayalı politika yapanlar( politikacılar, partiler vb) Çözüm Süreci her ne kadar devlet projesi olsa bile, başarı mevcut iktidar partisinin hanesine yazılacağından iktidara kendisini aday gören bazı partiler, saltanatları sona ereceği endişesinde olan bazı bürokratlar, PKK, PKK’nın uzantısı bazı politikacılar, dış güçlerin içteki taşeronları, Parasal bağlantıları olanlar (silah tüccarları, uyuşturucu ticareti yapanlar, kaçakçılar, ajan-provokatörler vs.) bu süreci engellemeye çalışabilir.
Türkiye’nin siyasi partisi olma iddiasında olup meşruiyetini milletten alan her parti, bu sürece sahip çıkmalıdır. Yarın geç kalındığında hiçbir şey geri gelmez . Pişmanlık fayda vermez.
Yazılanlar ve konuşulanlar kaydedilmektedir. Siyasiler, evlatlarının utanacağı bir tarih yazmasın.
Dileğimiz ve duamız budur. Selam ve sevgi ile…