Herkesin bir beklentisi var...
Bir özlemi..
Bir hayali...
Bir rüyası...
***
O nedenle...
Yanlış olsa da bazan...
Ya da çoğu zaman...
Onların uğruna...
Çıkarın...
Paranın...
Makamın...
Ya da gücün peşinde...
Doğrularını da satıverir insan!
***
Örneğin...
Her makama verilmiş sorumluluk alanları vardır...
Emanetler...
Öncelik onları korumak, kollamak ve geliştirmektir...
En azından görev kitabında öyle yazar...
Ama o beklentiler var ya o beklentiler...
Sattırıverir emanetleri...
El konulmasına göz yumdurur...
Tatlı koltuk...
Haram para tatlı gelir onlara!
Hatta öyle ki...
O koltukların uğruna...
Kölelik ederler güce, paraya, makama...
***
Ve sen oturup yazarsın...
Söylersin...
İlkeleri...
Gerçekleri...
Bazan anladığı dil bu mudur acaba diye...
Dini kural ve düşünceleri...
Ama yok!
Anlayan olmaz...
Çünkü tatlıdır para...
Sıcaktır koltuk...
Oturunca ona...
Bir şey olduğunu zanneder...
0 değerindeki o adamlar!
***
O nedenle...
Kuralların, doğruların, dürüstlerin...
Koltuğu adam gibi hak edip oturanların...
Gücü, parayı, koltuğu putlaştırmayanların...
Ve ona tapmayanların olduğu bir dünya...
Ütopyadır...
Yani...
İmkânsız!
O yüzden...
Daha çok beklersiniz onu..
Ve öyle bir dünyayı!