Deniz Gezmiş bir idol.
Genç olanlar için bir model.
Bağımsızlık, özgürlük, eşitlik ve kahrolsun emperyalizm diye bağıranlar için bir kahraman.
Mahir Çayan, Sinan Cemgil, İbrahim Kaypakkaya, Ulaş Bardakçı, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve diğerleri de öyle.
İsimleri bayraklaştı. Sloganlaştı.
Kahramanlıkları ezberlendi.
Katledilişlerinden bu yana 40 yıl geçti.
Ve unutulmadılar.
Unutulmayacaklar da.
Dilden dile anlatılıyorlar.
Kuşaktan kuşağa aktarılıp yaşatılıyorlar.
Yaşatılacaklar da.
Şimdi onlara saldırıyor liboş tosuncuklar, kaypak işbirlikçiler.
Onları, darbeci diye yaftalamak istiyor emperyalizmin bülbülleri.
İtibarsızlaştırmak için de kampanya yürütüyor küresel dinciliğin Türkiye temsilcileri.
Vatanı para, şirket, holding, rant, çıkar, olarak algılayanlar.
Vatan sevgisinin yandaşlık, yardakçılık, yalakalık, iş bilirlik ve işbirlikçilik olarak belleyenler.
Onlar darbeciydi, diyorlar.
Onlar doğru yaptıkları için değil, idam edildikleri için seviliyorlar gibi absürt iddialarına taraftar bulmaya çalışıyorlar.
Onları; çocukluk yapmakla, maceracı olmakla, romantik idealistlikle suçlamaya çalışıyorlar.
Kemalist ideolojinin militarist unsurları olarak niteletip, güya küçümsüyorlar.
Kemalist olmak darbeci olmakmış ya, antiemperyalist olmak ırkçılık yapmakmış, ulusalcı takılmakmış ya, Deniz ve arkadaşları da öylelerdi demeye getiriyorlar.
Ne diyelim?
Allah akıl fikir versin.
Yalan konuşmanın, başkalarına iftira atmanın, insanları karalamanın, kötülemenin sonu yoktur.
Darbecilerin katlettiği bu insanların katledilmesine, bu günlerde bu iftiraları yapanların ideolojik ataları oy vermişlerdir.
Alkış tutmuşlardır.
40 yıldır Deniz, Mahir, Ulaş…. diye bağıranları, onların katledilmelerini protesto edenleri coplatmışlar, gazlatmışlar, gözaltına aldırtmışlar, işkencelerden geçirip tutuklatmışlardır.
Onun için şaşırmamak gerekir.
Şairin dediği gibi: Onlar, ümidin akarsuyun meyve çağında ağacın, serpilip gelişen ağacın…düşmanıydılar.
Bunlarsa, sadece ümidin değil,
Özgürlüğün, emeğin, barışın, kardeşliğin ve de ekmeğin düşmanıdırlar.
Emperyalistlerin kendilerine verdiği görevi, dünkü ideolojik ataları, asık suratla, faşist baskılarla, işkencelerle ve idam sehpalarıyla yaparlardı, bugün de güler yüzlü maskeleriyle, riyakarca gülümsemeleriyle , ama aynı acımasızlıklarıyla kendileri yapıyorlar.
Durum budur.
Deniz ve arkadaşlarını bunun için darbeci diye yaftalıyorlar.
Zavallılar.
Bilmiyorlar ki yarın onları kimse anımsamayacak.
Ama Deniz ve arkadaşları hep yaşayacak, her zaman yaşatılacak.