Devekuşu

Abone Ol

Zor bir durumla karşılaşınca, gerçeği görmekten kaçınıp kendini avutmaya çalışanlar için 'Devekuşu gibi başını kuma gömüyor!' derler.

Ünlü fabl yazarı La Fontaine,321 yıl önce bugün ölmüş,onu dilimize ustaca çeviren Orhan Veli de 1914'te onun ölümünün 200.yılında doğmuştu.Onları 'Aslan ile Devekuşu' fablını okuyarak saygıyla analım:

Devekuşu, bir aslanın geldiğini görünce çok korkmuş. Hemen kafasını kuma sokmuş. Karnı tokmuş aslanın,sadece konuşacak arkadaş arıyormuş.' Arkadaş, bakar mısın? Biraz sohbet edelim.' diyecekmiş ki burnunun üstüne yediği tekme ile sırtüstü yere yığılmış. Devekuşu şaşkın bir halde , kime vurdum, diyerek kafasını kumdan çıkarmış. Bakmış aslan boylu boyunca yatıyor. Öldüğünü sanarak çevrede ne kadar devekuşu varsa toplayıp başlamış palavra atmaya: Aslan gelip ona sataşmış. Bu da: 'Bak aslan git sonra canını yakarım.'Aslanı ayağının altına almış, çiğnemiş, yerlerde sürüklemiş!.. Diğerleri de devekuşuna katılmışlar;atmışlar,tutmuşlar. Biz olsaydık şöyle yapardık, böyle yapardık,diye.Baygın aslan kendine gelince bakmış herkes atıp tutuyor. Bir kükremiş, yer gök inlemiş. Bütün devekuşları kafalarını kuma sokmuşlar.

Gerçekte devekuşunun başını kuma sokması,korkusundan ya da tehlikeyi görmekten kaçınmasından değildir. Uzaktan bir ses duyup tehlike sezinlediği zaman,düşmanının sesini daha iyi alabilmek, tehlikenin geldiği yönü kestirebilmek için, başını yere yaklaştırır, büyük bir dikkatle dinler. Ona göre de savunmaya hazırlanır, ya da kaçar, saklanır.

Sonuç olarak,devekuşunun başını korkusundan dolayı kuma gömmesi,tamamen bir şehir efsanesidir!..