DEVLET JANDARMA SUBAYININ MEKTUBUNU KONUŞMALIDIR

Abone Ol
“Artık bölgede ilçe ve il merkezlerinde egemen olan devletin resmi kolluk kuvveti olan polis değil, bilakis silahlı şehir teröristleri olan YDG-H’lılardır. Bu şehir teröristleri; sözüm ona asayiş uygulamalarını yaparken, bir yandan da askeri personelin ailelerinin evlerini tespit ediyor. Kapılarına işaret koyuyorlar. Sivil ve silahsız masum vatan evlatlarını sokak ortasında şehit ediyorlar. Şehir içinde yol kontrol noktalarında arama yaptıkları bayanların subay-astsubay eşi olup olmadıklarını sorguluyor. Çocuk okul servislerinin ve çocukların okudukları okulların keşfini yapıyorlar. Son durum itibariyle hangi askeri personelin eşi hangi kurumda çalışıyor ve hangi arabayla gelip gidiyor plakalarını tespit etmiş durumdalar. Hakeza asker çocuklarının da okulları ismen belirlenmiş. Eylem için kendilerince uygun zamanı bekliyor bu şehir teröristleri. Ama devlet, tüm bu olup bitenler karşısında kılını dahi kıpırdatmıyor.”
Bu bir jandarma subayının Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Ümit ÖZDAĞ’a yazdığı mektubun çok kısa bir bölümü. Yazının bütününü, Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Ümit ÖZDAĞ 24.01.2014 tarihinde köşesinde yayımladı.O mektubu okuduğumda tüylerim diken diken oldu.Doğrusu o mektup sadece devlete değil herkese yapılmış bir uyarıydı.Umarım o mektubu birileri elinin tersi ile itmez ve gerçekleri oy uğruna ötelemez. Bir şehit yakını olarak benim de başından beri söylediğim bir şey var.Diyoruz ki,kimse analar ağlasın istemiyor. Elbette herkes barış içerisinde yaşasın istiyoruz.Bundan daha güzel bir talep olabilir mi?Ama bunu istemeyenlerle masaya oturmak olur mu?Ne yazık ki,çözüm sürecini birileri palazlanma süreci olarak değerlendirmeye devam ediyor.Onların da kim olduğunu bile bile onların oyununa gelmek niye?Bunları söyleyince sürece karşı olmakla suçlanıyoruz.Ellerindeki silahı bırakmayanlarla konuşulanın barış olması neyi değiştirecek.Bu süreçte yaşananları özetleyen o jandarma subayı, belki de şimdi barışa karşı olmakla suçlanacak.Oysaki her şey ortada.Kimin ne yaptığı, kimin ne yapmadığı hala anlaşılamıyorsa; kim kimi kandırıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin egemenlik sınırları içerisinde yol kontrolü yapıp ,kim kimlik sorabilir? Bunu yapabilecekler kanunla düzenlenmişken ,çözüm süreci görüşmelerine rağmen terör örgütü mensupları hala yol kontrolü yapıyorsa , devlet nerede diye soran birileri elbette olacaktır.Jandarma subayının o mektubu, sadece Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Ümit ÖZDAĞ’ ın köşesinde kalmamalıdır.O mektubu devleti yöneten herkes okumalı ve değerlendirmelidir.Devlet, jandarma subayının mektubunu konuşmalıdır.
Yeni fidanlar solmadan,yeni canlar yanmadan ,bölgede olup bitene sesini çıkarmayan devlet, bölge halkını da incitmeden ben buradayım demelidir.Bunu yapmamak ,bile bile lades demektir.O mektubu yazan jandarma subayı, endişelerinde haklı çıkarsa; bugün kılını kıpırdatmayanlar özür dileyerek bu ağır vebalden kurtulabilir mi?Terörün acısını çeken birisi olarak ben de çok endişelendim.O jandarma subayının yerinde olmak ister miydiniz?