DEVLETLE PAZARLIK YAPAN APO’YU HAZMEDEMİYORUZ…

Abone Ol
n
n
n Aslında Türk yargısının Abdullah Öcalan davasında verdiği en adil karar olan idam kararı, koalisyon hükümeti tarafından sümen altı edildiğinde biz şehit yakınlarının zamanın hükümeti tarafından oyalandığı ,gazlarının alınmaya çalışıldığı belliydi.Ama her şeye rağmen devletin böylesine sinsi bir oyuna gelmeyeceğini düşünmüyor değildik. Çünkü hiçbir devlet terör örgütüne şehitlerinin ve sivil vatandaşlarının kanını bağışlamaz düşüncesindeydik.Çok safça bir düşünceydi ama biz şehit yakınları böyle düşünüyor bir taraftan da çeşitli imza kampanyaları yaparak Öcalan asılsın diye imza topluyor, topladığımız imzaları o tarihte ülkeyi yönetip idam kararını sümen altı edenlere teslim ediyorduk. Ama ülkeyi yönetenler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının arkasına sığınarak Öcalan’ı kurtardı.Yani biz kandırıldık.
n
n
n
n Senaryo öyle yazılmıştı ki her şey kılıfına uyduruluyordu.Biz şehit yakınları ne yaparsak yapalım senaryoyu yazanların dediği oluyordu.İmralı’daki teröristbaşının canı sanki şehitlerimizin canından çok daha kıymetliydi.Can güvenliği terör kamplarında hiç olmadığı kadar güvenliydi, sağlığı ise doktorlar tarafından yakından takip ediliyordu. Devlet eliyle adeta kuş sütü ile beslenen baş belası bir teröristbaşımız vardı. Doğrusu Öcalan’a devlet önem veriyordu. Ne acıdır ki terörsitbaşı Öcalan, artık devletin cezaevinden avukatları aracılığı ile terör örgütünü ciddi ciddi yönetmeye başlamıştı.O cezaevindeyken bile PKK terör örgütü kanlı eylemlerini sürdürüyordu. Öcalan cezaevinde bile terörü bırakmıyor her fırsatta terör silahına sarılıyordu. PKK’nın kanlı eylemleri sayesinde Öcalan kendisini daha güçlü hissediyor cezaevinden bile zaman zaman devlete ve hükümete tehdit savuruyordu.Koskoca bir devlet teröristbaşı Öcalan’ın ağzından çıkan tehdit sözcüklerinden etkileniyordu. Birçok masum insan, PKK terörüne kurban gitmeye devam ediyordu.Terörün aldığı canlar sadece asker polisten oluşmuyor sivil halk da acımasızca hedef alınıyordu. Avrupa ve Amerika’nın siyasi baskısı, PKK terörünün ilerleyişi devleti yönetenleri yeni arayışlara yönetmiş ve artık İmralı’da halktan saklanamayan bir masa kurulmuştu. Bu masanın bir tarafında teröristbaşı Öcalan vardı diğer tarafında ise hükümete göre devlet milletin tanıklığına ve deşifre olan görüşmelere göre maalesef hükümet vardı. Öcalan’la masaya oturan ve Öcalan’ın isteklerini ön plana çıkaran ve değerlendiren devlet de olsa hükümet de olsa biz şehit yakınları bu görüşmeleri hiçbir şekilde hazmedemiyoruz. Bunlar bir hukuk devletinde olmaması gereken şeylerdir.
n
n
n
n Hukuk devletinde terör örgütü ile pazarlık boyutunda görüşmeler yapmak, son derece tehlikeli bir adımdır.Bu adımın sonu terör örgütünün silahla almaya çalıştıklarını masada tümden vermektir. Deniyor ki,’ yeni şehitler gelsin mi istiyorsunuz?’Kimse yeni şehit gelsin istemiyor. Ama şunu da unutmamak gerekir ki bu coğrafyada ay yıldızlı bayrağımız milli sınırlarımız içerisinde özgürce dalgalandırmak için her zaman bir bedel ödemek gerekebilir.Gerekirse o bedel de ödenir.Devletin Apo ile Apo ve PKK terör örgütü lehine pazarlık yapmasını asla hazmedemiyor ve tümden reddediyoruz.Terörle güç bulan, terörle bir şeyleri dayatarak söz sahibi olan Apo ile yapılan bütün pazarlıklar utanç verici ve şehitlerimizin kemiklerini sızlatıcıdır.Terör örgütü silahını bırakmıyor,mevzisini terk etmiyor.PKK flamaları ,PKK bayrakları terör örgütü tarafından özgürce dalgalandırılıyor. Ne bunları ne de Apo ile hükümetin bilgisi dahilinde yapılan pazarlıkları hiç hazmedemiyoruz. Biz şehit yakınları kahroluyoruz…
n
n
n