DEVLETTEN NE HABER?

Abone Ol

Ben idare hukuku dersini İsmet Giritli ve Vakur Versan hocalardan
okudum. Hangisinin kitabındaydı ve tam olarak nasıldı, şimdi net
hatırlamıyorum ama bir yabancıdan alınma şöyle bir cümle vardı:
Bırakınız aptallar siyasi rejimleri tartışsın, siz bana mükemmel bir
idare sistemi verin, ben ülkeyi idare edeyim.
O aptal sözünü kimse üzerine alınmasın ama biz hep ve hatta sadece
siyasi sitemi, siyaseti ve siyasetçileri tartışıyoruz. İdareye,
idarecilere, bürokrat ve teknokratlara, onların yetişmesine,
eğitimine, birikimine ama hepsinden daha önemlisi nasıl
seçildiklerine, nasıl atandıklarına hiç bakmıyoruz.
Mahallemizde senede birkaç kere kapısını çalacağımız muhtarı biz
seçiyoruz ama çocuğumuzun geleceğini şekillendirecek öğretmenin
seçiminde, atanmasında, yerinde kalıp kalmamasında ve çalışma
şartlarında hiç fikrimiz sorulmuyor. Dahası bizim de böyle bir
talebimiz yok. Ne bir insan kalitesi endişemiz ve arayışımız var ne de
bir insan politikamız söz konusu. Hiçbir meslek konusunda bir insan
tarifimiz yok.
Seçilmenin her şeyi yapmaya yettiği gibi yanlış bir anlayışın zebunu
olmuş durumdayız. Atanmışların o makamlara gelinceye kadar kaç
sınavdan geçtiğini, kaç meslek içi eğitim kademesini tamamladığını ve
kaç meslektaşı arasından kaç seçim kazandığını hiç düşünmeden
hayatında sadece bir seçim kazanmış bir siyasetçinin bürokrasiye
kontrolsüz müdahalesi bana göre sorunlarımızın en önemlisi.
Siyasetin toplum hayatına ve devlet yapısına böylesine kontrolsüz
müdahalesini önleyecek iki kurum var. Birisi bağımız ve yansız yargı
diğeri ise bağımsız ve özgür basın. Ne yazık ki her iki kurumun
bağımsızlığı konusundaki algılar her geçen gün biraz daha
zayıflamaktadır. Toplumun bu kurumlara olan güvenini yeniden tesis
etmedikçe ya da daha başka bir ifade ile bu kurumların bağımsızlığı ve
tarafsızlığını titizlikle korumadıkça ve en üst seviyeye çıkarmadıkça;
hangi siyasi kadro hakim olursa olsun ne vatandaşın gerçek mutluluğunu
sağlamak ne de devletin kronik sorunlarını çözüme kavuşturmak söz
konusu olur.
Biraz siyasetten kopabilsek ya da siyasetten kopmasak bile siyasete
verdiğimiz dikkatin yarısını idareye, yargıya ve haber alma ve
düşüncelerimizi yasalar içinde ifade edebilme özgürlüğümüze versek
inanın çok daha doğru bir iş yapmış oluruz.