Osmanlı Devleti zamanında Hristiyan ailelerin çocukları, küçük yaşlarda alınır, Müslüman Türk ailelerin yanında dil ve din (İslam) eğitimleri verildikten sonra çeşitli ocaklarda ve bir saray okulu olan Enderun’da yeteneklerine göre yetiştirilirlerdi.
Bunlar Osmanlı’nın erken dönemlerinde saray ve askerlik alanlarının dışında pek ilişkileri olmazdı.
Fatih döneminden itibaren devşirmelerin devlet bürokrasisinde önemli yere sahip olduklarını görüyoruz. Tercih edilmelerinin nedeni, yetişkinlikleri ile birlikte toplumsal ve aile bağlarının zayıf olması nedeniyle gittikleri yerlerde isyan çıkarmalarının önüne geçmekti.
Toplumsal ve sivil toplum ilişkileri bağlamında değerlendirme yapıldığında; bazı siyasi parti liderleri ile bazı siyasiler (İl Başk. Milletvekili vs.) böyle milletvekili ve bürokrat tercih eder.
Bazen parti örgütünün ve liderinin seçtiği adaylar, seçmenin geneli tarafından kabul görmez ve ilgili partinin oy kaybına uğramasına neden olur. Partilerin üst düzey yetkilileri ve liderleri, genelde emredileni yerine getirecek aday önerirler.
Samsun’un eski milletvekillerinden merhum Hüseyin Özalp’a, “bu kadar uzun süre Meclis’te bulunmanızın sırrı nedir?” sorulduğunda, “ben seçmenimin her dediğini yaptım” demişti.
“Peki, bu kadar seçmenin talebini nasıl karşıladınız?” şeklinde sorulduğunda da, “benim tek bir seçmenim vardı. O da Süleyman Demirel’di” cevabını vermiştir.
Milletvekili adaylarının kahir ekseriyetinin parti liderleri tarafından belirlenmesi, demokrasi tarihimizin değişmeyen teamüllerinden birisidir. Liderler de kendilerine baş kaldırmayacak, ya da baş kaldırdığı zaman etki alanı az olacak tabansız adayları tercih ederler.
Osmanlı Devleti’nin yükseliş döneminden itibaren toplumsal ve ailevi bağları olmayan devşirmelerden oluşan bir bürokrasi oluşturulmuştu. Aynı durum, bugünün bürokrasisi için de geçerlidir.
Bir milletvekili dostuma bir gün, “Tayin ettiğiniz bürokratların bir kısmı misyonunuzu paylaşmıyor” dediğimde, “arkadaşlarımıza iş yaptıramıyoruz” cevabını almıştım. Daha doğrusu gayri kanuni iş yaptıramaz. Tabanından gelmeyen bürokratı görevden kolay alır, ya da ona her şeyi yaptırabilir.
Doğrusu nedir?
Tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi iktidar güçlü olup çıkar vaadettiği zaman toplumsal bağları zayıf olan devşirme (tabansız, toplumsal bağları zayıf, rüzgarın yönüne göre yelken açan) milletvekilleri ile iktidarın misyonunu benimsemeyen bürokratların zararları farenin bir uzvu kemirmesi gibi zamanla fark edilir.
İktidar zayıf düşüp çıkarlar zaafa uğramaya başladığında ise ihanetlerin ardı arkası gelmez.
Türkiye bu ihanetin çemberinde mi yoksa?
Selam ve sevgi ile…