Dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, çocukların çevrim içi ortamlarda karşı karşıya kaldığı riskler de daha görünür hâle geldi. Sosyal medya uygulamaları, mesajlaşma servisleri ve bulut tabanlı paylaşım sistemleri üzerinden gerçekleşen içerik paylaşımları, yalnızca etik ve toplumsal sorunlar değil, aynı zamanda ciddi hukuki sonuçlar da doğurabiliyor. Bu noktada, uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bazı kuruluşların hazırladığı raporlar, adli süreçlerde belirleyici bir rol üstleniyor.
Bunlardan biri olan NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children), özellikle çocuklara yönelik cinsel istismar içerikleriyle mücadelede küresel ölçekte referans kabul edilen bir yapı olarak öne çıkıyor. Dijital platformlar tarafından tespit edilen şüpheli içeriklerin bu merkeze raporlanması, sonrasında ise ulusal adli mercilere iletilmesi, Türkiye’de de çok sayıda soruşturma ve dava dosyasının başlangıç noktasını oluşturuyor.
Uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, NCMEC raporlarının otomatik sistemlerüzerinden oluşturulması ve çoğu zaman içerik sahibinin kastı, bilgisi ya da kontrolü dışında gelişen teknik süreçlerin yeterince değerlendirilmemesi. Bu durum, özellikle müstehcenlik suçu kapsamında açılan davalarda, dijital delillerin hukuki niteliğinin doğru analiz edilmesini zorunlu kılıyor. Zira raporun varlığı tek başına suçun oluştuğunu göstermediği gibi, içeriğin nasıl üretildiği, paylaşıldığı ve erişilebilir hâle geldiği de ayrı ayrı incelenmesi gereken unsurlar arasında yer alıyor.
Türkiye’de bu alandaki hukuki tartışmalar, bilişim sistemleri üzerinden işlenen suçlar, delil zinciri, IP kayıtları ve platform politikaları çerçevesinde şekilleniyor. Bu nedenle, hem bireyler hem de uygulayıcılar açısından, dijital süreçlerin hukuki sonuçlarına dair doğru ve güncel bilgiye ulaşmak büyük önem taşıyor. Nitekim bu tür konulara ilişkin kapsamlı değerlendirmeler ve uygulamaya dönük açıklamalar, www.safsoz.av.tr adresinde yayımlanan içeriklerde de ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Özellikle NCMEC raporları ile bağlantılı müstehcenlik suçu davalarında, teknik raporların ceza hukuku açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair detaylı bilgilere ise
NCMEC Davaları adresinden ulaşılabiliyor.
Dijital dünyada çocukların korunması amacıyla geliştirilen sistemlerin etkinliği tartışılmaz olmakla birlikte, bu sistemlerin ürettiği verilerin hukuka uygun ve adil biçimde değerlendirilmesi, birey haklarının korunması açısından da kritik bir denge unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Önümüzdeki süreçte, dijital platformlar ile ceza hukuku arasındaki bu ilişkinin daha fazla tartışılacağı ve yargı pratiğinde daha net ölçütlerin ortaya çıkacağı öngörülüyor.