AK Partinin yeni İl Başkanı Av. Adem Güneyin, parti içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin bitirileceği açıklamasını, kendi partililerinden ziyade, dışarıya verilmiş bir mesaj olarak görüyorum...
AK Parti İl Teşkilatında kırılma süreci 2006 yılındaki
kongreden sonra başlamış, 29 Mart yerel seçimlerinde
tırmanmış, 4 Temmuz günü de doruk noktasına ulaşmıştır...
AK Parti Kongresinde, hangi milletvekilinin ve belediye başkanının, hangi adayın arkasında olduğu biliniyor...
Desteklediği adayın kazanması için bulunduğu makamın imkanlarını seferber edenler de ortada...
Vaatler, akçeli işler ve zorlayıcı etkiler...
Kazanma ihtimali olan adaylara oynanan ikili taktikler...
Seçim sırasında delegelerden kullanmadıkları damgalı oy pusulalarını geri isteyenler...
Daha nice ince oyunlar...
Böyle bir atmosferde, barış rüzgarları eser mi?..
İşte bu yüzden ne kadar samimi olursa olsun, Adem Güneyin açıklamasını içeriden çok, dışarıya verilmiş bir mesaj gibi algılıyorum...
Neden mi?..
Bilinen hikayedir ama konuyu pekiştirmesi açısından yine de anlatayım:
Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış ve dile gelmiş. Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim! demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Ailesi dahil hiçkimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde, darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. Kör kuyunun başına git ve oğlum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın vermiş. Oğlan, önce inanmadığı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılan da o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan da yaralı...
Hatalı olan oğlum olmalı demiş ve yılandan özür dilemiş.Tekrar dost olalım. Yılan ise acı acı gülümsemiş: Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız demiş...
Sorarım size; AK Parti İl Kongresi sürecinde yaşanan bunca olaydan sonra, kırgınlık ve küskünlükleri geride bırakmak mümkün mü?..