DOSTUN BAHÇESİNDE BİR HOYRAT!..

Abone Ol

n

n
n Bonnie Bee Diyor ki;
n
n
n
n Cümleler doğrudur sen doğru isen
n
n doğruluk bulunmaz sen eğri isen…
n
n Yunus EMRE
n
n
n
n Bayılıyorum bu ‘bir dost’a…
n
n
n
n Hani klasik Türk filmlerinde sıkça karşımıza çıkar ya, bazen ansızın edilen bir telefondan gelir sesi bazen de kapı önüne düşen bir mektup oluverir.
n
n
n
n ‘Sayın Bay (an)!
n
n Eşinizzzzz, inanmıyorsanız gidin bakın. Mevcut olağan üstü hali, fevkalade ısrarla yolluklu yövmiyeli niyaz ederim’…
n
n BİR DOST!’
n
n
n
n Ku ku medet!!!!
n
n Kimdir bu BİR DOST?
n
n Bay mıdır yoksa bayan mı?
n
n Tahsilli midir yoksa alaylı mı?
n
n Tek bildiğim, bu kişinin konuya derinlik ve dahası trajedi katmasından ziyade hayatında ekip biçtiği bir sarımsak tarlası bile olmayandır.
n
n Atakumluların bir araya gelerek sohbet ettiği, gelişip güzelleştiği derneğinin denize nazır ‘ bahçe 4’ünde(!), iki eski dost, gazeteleri masaya sermiş bir yandan sohbet ediyoruz:
n
n
n
n ‘Züleyha, çok güzel bir mail aldım, bir öyküden bahsediyor. Sarımsak tarlasıyla ilgili’ diyorum.
n
n Der demez, sevgili arkadaşım gülerek: ‘Satmayız sarımsak tarlasını biz, öyle iki tokata’ diyor.
n
n Çok bilindik ve çok sevilen bu öykü, öncelikle, tüm dostlarımız için yazalım.
n
n Ve sonra ilk kez duyacaklar için…
n
n Ya da tekrar okumaktan keyif alacaklar için...
n
n
n
n Xxxxx
n
n
n
n ‘…Genç adamın biri, dermiş babasına her gün: Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi .
n
n Baba, itiraz eder: Olmaz öyle çok dost, hakikisi, belki bir, belki iki, fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki... Devam eder durur konuşma... Aralarında başlar bir tartışma, karar verirler bir sınava, dostun hakikisini anlamaya... Bir akşam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala…Baba der ki oğluna: Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna . Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı, koymuşlar çuvala, dıştan böyle sanılmakta…Delikanlı sırtlar çuvalı, gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı, kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, almaz içeri arkadaşını. Böylece tek tek dolaşır delikanlı, kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. Evlat geriye döner, ama içten yıkılır...Babasına dönerek; haklıymışsın baba der, dost yokmuş şu dünyada ne sana, ne de bana. Baba hayır evlat der, benim bir dostum var bildiğim, hadi, çuvalı al da bir kere de git ona . Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar, alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
n
n Gider, baba dostuna, kabul görür, sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri, geçerler arka bahçeye, bir çukur kazarlar birlikte, çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, üzerine de serpiştirirler toprak, belli olmasın diye dikerler sarımsak...
n
n Genç adam gelir babasına; Baba, işte dost buymuş diye konuşunca,
n
n babası; Daha erken, o belli olmaz daha, sen yarın git ona, çıkart bir kavga, atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi, sonra gel olanları anlat bana... Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, maksadı anlamaktır dostun hakikisini…Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı, der ki tokadı yiyen DOST;
n
n Git de söyle babana,
n
n Biz satmayız sarımsak tarlasını,
n
n Böyle iki tokada…
n
n
n
n Xxxxx
n
n
n
n Mutlu bir hafta sonu, güzel günler diliyorum…
n
n Khoda hafez, khoda negahtar!..
n