AK Parti, ‘Durmak yok, yola devam’ diyordu.
Buna seçim de eklendi.
Beş ay dolmadan sandığa gideceğiz.
Neye göre oy vereceğiz?
Doğrusu bilen yok.
Herkes kendine göre haklı.
Bu haklılık sandığa ne denli yansır, bilemem.
Bilebildiğim, daha doğrusu tahmin ettiğim MHP ile HDP’nin aynı oyu alamayacağı.
AK Parti ile CHP’nin oylarının artabileceği.
Artarsa ne olur.
AK Parti’nin tekrar tek başına iktidar olma olasılığının bulunduğu.
Zaten istenen de bu.
Senaryolar bu yönde.
Aksi olur mu?
Aksinin olabilmesi için CHP oylarının artması.
Daha doğrusu CHP’nin HDP’ye giden oylarının hiç olmazsa bir bölümünün dönmesi.
MHP’deki oyların da AK Parti yerine CHP’ye gitmesi.
Mümkün olabilir mi?
Türkiye’de her şey olur.
MHP’ye 7 Haziran’da giden AK Parti oyları, 1 Kasım’da CHP’ye de gidebilir.
AK Parti’deki CHP oyları da dönebilir.
Böyle bir şeyin varlığına karşı çıkanlar da olabilir.
Ama 7 Haziran’da dahi eski CHP’lilerden AK Parti’ye giden oylar var.
İtiraf edenlere çok rastladım.
1 Kasım’da partilerine döneceklerini söyleyenlere de.
İşin gerçeği 1 Kasım seçimleri Devlet Bahçeli’ye karşı olan tepki devam ederse, MHP büyük kan kaybına uğrayacak.
HDP’nin baraj altı ihtimali her ne kadar zayıf görünse de olursa sürpriz olmaz.
MHP’nin de barajı aşmaması için çaba sarf ediliyor.
Sarf edenler arasında Bahçeli’ye ‘Yeter artık’ diyenler de var.
Bu iki partinin baraj altında kalması, iki partili döneme neden olur.
Tıpkı, başkanlıklarda olduğu gibi.
Zaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istediği bu.
Böyle bir olasılıkta meydanlara çıkıp ‘Halk başkanlık sisteminden yana’ demesi de kaçınılmaz olur.
Kısacası, 1 Kasım’da hiçbir değişim de olmayabilir.
Çok şey de değişebilir.
Her ne olursa olsun, önemli olan belirsizliğin son bulması.
Hükümet kurabilecek ortamın yaratılması.
Biz seçmenler bunu beceremezsek.
İşi seçim sonrası siyasilere bırakırsak.
Aynı sıkıntıları yaşarız gibime geliyor.
Ne dersiniz?