n
n n Başkasının başarısını kendilerine
n n maledip, çıkar sağlayanların
n n foyası; günü geldiğinde ortaya çıkıyor...
n n Toplum, eninde sonunda
n n hak edene hakkı teslim ediyor ama
n n süreci dirençle bekleyebilmek zordur...
n n Bu da bir sabır sınavı dır aslında...
n n Dürüstler er ya da geç kazanır...
n n Aynen bugünkü öyküde olduğu gibi...
n n
n n * *
n n Bir zamanlar giderek yaşlanan ve arkasında bir veliaht bırakması gerektiğini anlayan Çinli bir imparator vardı. Vezirlerinden veya çocuklarından birisini veliaht seçmek yerine, farklı bir şey yapmaya karar verdi bu hükümdar.
n n Ülkesindeki bütün gençleri huzuruna çağırdı ve onlara şöyle seslendi:
n n Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir imparator seçmemin vakti geldi. Hükümdar olarak içinizden birisini seçeceğim. Gençler, bu sözleri şaşkınlıkla dinliyorlardı. İmparator devam etti:
n n Bugün her birinize bir tohum vereceğim. Tek bir tohum. Ama bu çok özel bir tohum. Hepinizin evlerinize dönüp o tohumu ekmenizi, sulamanızı ve bir yıl sonra tohumdan çıkan bitkiyle geri gelmenizi istiyorum. O zaman bana getireceğiniz bitkiler hakkında hüküm verip, benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim.
n n Saraya çağrılanların arasında Ling isminde bir genç vardı ve herkes gibi ona da bir tohum verildi. Ling, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı. Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Ling, tohumu itinayla ekti, onu güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün saksıya su vererek tohumun açıp açmadığını kontrol etti.
n n Üç hafta kadar sonra, Ling in mahallesindeki gençlerden bazıları tohumların nasıl açtığını, bitkilerin nasıl büyümeye başladığını anlatmaya başladı. Ling, bu sözleri duyduktan sonra her defasında eve gidip kendi tohumunu kontrol ediyordu. Gelgelelim, saksının içinde büyüyen hiçbir şey görünmüyordu. Haftalar birbirini kovaladı, ama değişen hiçbir şey olmadı.
n n
n n Bu arada, Ling in arkadaşları ballandıra ballandıra saksılardaki çiçeklerden bahsediyordu hep. Ling in ağzını ise bıçak açmıyordu, Çünkü hakkında konuşacağı bir çiçeği yoktu. Elinde toprak dolu bir saksı vardı o kadar. Ve artık başarısız olduğuna inanmaya başlamıştı.Aradan altı ay geçti. Ling in saksısında çiçekten eser yoktu hâlâ. Tohumu çürüttüğüne kanaat getirmişti Ling. Başka herkesin kocaman çiçekleri, ya da ağaç fidanları olmuştu, ama onun sadece koca bir saksısı vardı.
n n Nihayet bir yıl tamamlandı ve ülkenin gençleri, yetiştirdikleri bitkileri karar vermesi için imparatorun huzuruna getirildi. Ling, boş bir saksıyı saraya götüremeyeceğini söylediyse de annesi dürüst davranmasını öğütledi. Ling in sıkıntıdan karnı bile ağrıdı, ama annesinin haklı olduğunu bildiğinden sözünü tuttu. Böylece, o da boş saksıyı saraya götürdü.
n n
n n Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü. Hepsi de güzel renklerde, güzel biçimlerdeydi ve nefis kokular yayıyorlardı. Birbirlerine çiçeklerini nasıl böyle güzel yetiştirdiklerini ciddi ciddi anlatan diğer gençler, Ling in elindeki boş saksıyı görünce kahkahalarla güldü. Birkaçı da onun durumuna üzüldü ve omzuna dokunup Boş ver, elinden geleni yapmışsın! dedi.
n n
n n İmparator, gençlerin yanına geldi ve bitkileri inceledi. Bu sırada, Ling arkalara kaçıp gizlenmeye çalışıyordu. Ne kadar da büyük ağaçlar ve çiçekler yetiştirmişsiniz öyle! dedi hükümdar. Bugün içinizden birisi yeni hükümdar olarak tayin edilecek. Birden, imparator elinde boş saksıyı tutan Ling i gördü. Hemen, muhafızlarına onu yanına getirmelerini emretti. Ling, korkudan titremeye başladı. Başaramadığımı gördü, herhalde beni öldürtecek! diye düşünüyordu.
n n
n n İmparator, yanına getirilen Ling in ismini sordu, o da cevapladı. Diğer gençlerin hepsi gülmeye ve kendi aralarında Ling le alay etmeye başladı. İmparator, bir el hareketiyle hepsini susturdu. Ling i yanına aldı, sonra da kalabalığa ilan etti: Yeni imparatorunuzu selamlayın! Adı Ling! Ling, kulaklarına inanamadı. Tohumundan tek bir filiz bile çıkmamışken nasıl imparator olabilirdi ki?
n n
n n İmparator konuşmasına devam etti: Bir yıl önce her birinize bir tohum verdim,onu ekip sulamanızı istedim ve bir yıl sonra da bana getirmenizi istedim.Ama sizlere verdiğim tohumların hepsi kaynatılmıştı
n n ve dolayısıyla da filiz açmaları mümkün değildi. Ling hariç hepiniz bana çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdiniz. Tohumunuzun büyümediğini görünce,size verdiğim tohumun yerine başka bir tohum ektiniz. İçinizden sadece Ling, kendisine verdiğim tohumun olduğu saksıyı bana getirme cesaretini ve dürüstlüğünü gösterebildi. Bu yüzden, yeni imparatorunuz o olacak.
n n * * *
n n Bugününüz dünden daha iyi olsun. Sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle...
n