Eğitimimiz sancılı mı?

Abone Ol
Türkiye’de birçok şey göreceli değerlendirilir.
Bu çok şeyden biri de “EĞİTİM”dir.
Kimilerine göre eğitimde büyük bir yönetim boşluğu vardır.
Bu boşluk, hangi yönden olduğunu ifade etmez.
Birçok yerde okul müdürleri değişti ve yerine başkaları ya asaleten ya da vekaleten tayin edilmiştir.
Her okul, kendi bölgesiyle otonom bir yönetime sahiptir. Birindeki bir aksama diğeri ile ilişkilendirilemez. İlişkilendirmek isteseniz de başaramazsınız.
Eğitimde sancıların olması işin doğası gereğidir.
İnsanın olduğu her yerde mutlaka bir hareket, ortaya çıkmış yeni bir sorun ve bu sorunun sonunda da bir sancı olacaktır.
Bunların olmadığı yerde hayat yok demektir.
Hayatın, sorunun ve sancının olmadığı yer ise ölü insanların yattığı mezarlıktır.
17 milyon çocuğun hareket halinde bulunduğu eğitim ortamlarında var olan sorunlardan korkmamak gerekir. Ortada bir hareket varsa, orada bir sorun var demektir.
Ancak korktuğumuz şey, yapay sorunların ortaya çıkarılmasıdır. Amaçlı olarak ortaya çıkarılmak istenen sorunlarla bazı şahıs ve kurumlar yıpratılmak istenebilir. Bu konuda sağduyulu öğretmen ve velilerimiz okullarına , dolayısıyla öğrenci ve çocuklarına sahip çıkmalıdır.
Velilerimiz şunu çok iyi bilmelidirler ki, çocuklarının okullarında ortaya çıkarılacak yapay sorunlarla oluşturulacak kaos ortamından en çok çocukları etkilenecektir. Bunun için de velilerimiz çocuklarının “eğitimlerine” sahip çıkmalıdır.
Okulunu yönetemeyen bazı eğitim yöneticileri, “yerim dar olduğu için oynayamıyorum” diyen gelinler gibi hareket ederlerse, velilerimiz çocuklarına sahip çıkmalıdır.
Geleceğe umutla bakmak durumunda olduğumuz kavşak noktasındayız.
Doğum öncesi bu sancılar kaçınılmazdır.
Sancılar, genelde müjde yüklüdür…
Selam ve sevgi ile…