Elektrikli elek vahşeti

Abone Ol

Denizlerde av yasağına neredeyse 1.5 ay gibi kısa bir süre kaldı.
Her yıl eylül ayında başlayan av sezonunda hem balıkçı hem de balık tutkunları bereketli bir sezonun yaşanmasını umar.
Ne yazık ki bu umut, yerini her geçen yıl düş kırıklığına bırakıyor.
Hoyratça avlanma, ölçüm zorunluluğuna uymama, gelişigüzel, denetimsiz trol ve gırgır ile yapılan avlanma; denizleri kuruttu, tezgahlar balıktan yoksun kaldı.
Bunlara bir de kış mevsiminde deniz suyunun ılıması eklenince; başta hamsi olmak üzere, birçok balık denizlerimizden uzaklaştı, diğer ülkelerin sularına göç etti.
Kış mevsiminin ve yoksulun vazgeçilmezi olan hamsi de bu sezonda erkenden veda etti kara sularımıza.
Balıkçılar kıyılarımızda deniz suyunun sıcak olduğunu, soğuğu seven hamsinin Gürcistan’a göçtüğünü, sınırlarımız içinde avlanamadığını belirtiyor.
Artık hamsinin bize oynadığı bu oyuna alıştık.
Sezon boyunca kısa bir süre avlanan hamsi tadına varamadan birden göç edip gidiyor.
Türkiye’ye artık Gürcistan’da avlanan hamsi geliyor.
Bunun yanı sıra az miktarda avlanan tadı yavan Marmara hamsisi de balıkçı tezgahlarını süslüyor.
Ne Gürcistan’dan gelen adeta lastik gibi uzayan, ne de tatsız, yavan Marmara hamsisi Karadeniz hamsisinin boşluğunu doldurabiliyor, iştahımızı kabartabiliyor.
Bu yazıyı yazmaya hazırlanırken gazetede okuduğum bir haber, denizlerimizin neden kuruduğunu açık bir şekilde gösteriyordu.
Ürpertici, ürpertici olduğu kadar da vahşi bir uygulamayı anlatan bu haberi sizlerle paylaşayım istedim.
Belki de okumuşsunuzdur; bazı balıkçılar elektrikli eleklerle hamsi ve balık avlıyormuş.
Haberde, Yalova Deniz Ürünleri Avcıları Birliği Başkanı Hasan Erdeniz’in bazı balıkçıların özel yaptırdığı elektrikli eleklerle avlandığına, her gün tonlarca balığın katledildiğine ilişkin açıklamaları yer alıyordu.
Erdeniz, bazı balıkçıların 20-30 bin lira arasında para ile yaptırdığı eleklerle yakaladıkları balığın, büyük bir bölümünü eleyerek ölü olarak denize bıraktığını ileri sürüyor.
Erdeniz’in açıklamalarına göre, elektrikli eleklerle günde 14 ton balık yakalayan balıkçılar, eledikleri 2 tonu teknede bırakıyor, geriye kalan 12 ton balığı ölü bir şekilde denize döküyorrmuş.
Ne denli ilkel, acımasız, vahşi bir avlanma yöntemi.
Elbette ki böylesine acımasız, vahşi bir avlanma biçimi ile denizler kurur, balık, hamsi azalır.
Bir yanda denetimsiz gezinen gırgırlar, bir yanda elektrikli elekler.
Böylesine bir katliamla, denizlerimiz kurumaz mı?
Elektrikli elek kullanabilecek kadar gözü dönmüş, para hırsına bürünmüş balıkçının bu yaptığına tek kelime ile cinayet denir.
Bunun başka bir adı olamaz.
Kuralsız, yasalara aykırı balık avlayan böylesine acımasız balıkçılar, aslında denizi kuruttuğu gibi, kendi geleceğini, geçimini de elektriğe vererek kurutuyor.
Gün gelecek o denizlerde kendi vahşetinden, elektrikli eleğinden ötürü ekmek parasını çıkaramayacak.
Elektrikli eleklerle balık avı son derece sapık, gözü dönmüş bir ruh halinden başka bir şey değil.
Bu avlanma biçiminin elektrikli sandalyedeki idamdan farkı yok.
Son söz kurallara bağlı denizden ekmeğini çıkaran balıkçılara; böylesine ilkel avlanmayı kabul etmeyin, bunu yapanları da engelleyin.
Denize ihanet, aslında geleceğe ihanettir.