ELEŞTİRENLERİN ELEŞTİRİLMESİ

Abone Ol
n
n
n Eğer biz bizim dışımızdaki herkesi eleştirme hakkını kendimizde buluyorsak, bizim dışımızdaki herkesin de bizi eleştirme hakkına saygı duymak zorundayız. Ben “biz” derken basın mensuplarını kast ediyorum. Siyasetçiler de pek ala o “biz” yerine kendilerini koyabilir.
n
n
n
n Gazeteci de eleştirilmeli ama “sorduklarından ve de yazdıklarından” değil “sormadıklarından/soramadıklarından, yazmadıklarından/yazamadıklarından” eleştirilmelidir. Gazeteciye sorulacak soru “Niye yazdın?” sorusu değil “Niye yazmadın/yazamadın?” sorusudur.
n
n
n
n Gazeteciye “Niye sordun/niye yazdın?” denilemeyeceği gibi muhalefet partisine mensup siyasetçiye de “Niye eleştirdin, niye karşı çıktın?” diye sorulmamalı. “Eleştirmek ve karşı çıkmak” muhalefetin doğasında vardır. “Eleştirme onayla, eleştirme öneri getir” demek “muhalefetten vazgeç” demekle eş anlamlıdır. Adı üstünde muhalefet! Elbet eleştirecek, elbet karşı çıkacak. Korkmadan, yılmadan, yorulmadan ama akıllıca ama haysiyetlice ama dürüstçe karşı çıkacak. Eğer muhalefet de eleştirilecekse, “Niye karşı çıktın” diye değil “Niye karşı çıkmadın” diye eleştirilmelidir.
n
n
n
n Türkiye’de birçok insan muhalefet partilerini “yetersizlikle” suçluyor. Doğru ama biraz insafsız bir suçlama. Yetersiz olan ve günden güne daha da zayıflayan sadece siyasi muhalefet değil aynı zamanda demokratik ve yasal sivil muhalefet de her geçen gün biraz daha zayıflıyor. Siyasi muhalefetin zayıflamasının temelinde bu sivil ve demokratik muhalefetteki yetersiz kalış var. Nehirlerin suyu -ancak ve ancak- kaynağının ve onu besleyen derelerin suyu kadardır. Derelerin suyu çekildikçe nehirlerin suyu da çekilir.
n
n
n
n Seksen öncesinin sivil muhalefetinin gücünü arkasına alan siyasi partilerin muhalefetiyle bugün neredeyse kendi sessizliklerinde kendi ölümlerini bekleyen sivil toplum kuruluşlarının beslediği daha doğrusu besleyemediği fikir ve eylem ortamının muhalefetini kıyaslamak mümkün mü?
n
n
n
n Fazla örneğe gerek yok; dünün sendikalarıyla bugünün sendikaları arasındaki renk farklılığı bile siyasal muhalefetin çaresizliğini anlatmaya yeter sanırım. Suskunluğun giderek yaygınlaştığı bir ortamda, siyasetten fikri bir parıltı ve ses getirecek bir tavır beklemek; biraz fazla saflık ve aynı zamanda siyasetçilere biraz fazla haksızlık olur.
n
n
n
n Tamam; çuvaldızı siyasetçilere batıralım ama iğnenin ucunu da kendi ruhumuzda, kendi idrakimizde hissedelim hiç olmazsa.
n
n
n