Geçen hafta açıklanan II.Çeyrek Büyüme Oranı , kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye ekonomisi hakkındaki açıklamaları, ekonomi gündemimizi oluşturdu.
Genel olarak yüzde 2,8 oranında gerçekleşmesi beklenen II.Çeyrek Büyüme Oranı yüzde 2,1 olarak açıklandı. Yine kredi derecelendirme kuruluşu Fitch tarafından geçen hafta içerisinde gerçekleştiren Türkiye Konferansı’nda ekonomi yönetiminin iç ve dış talep dengesini sağlayarak daha sürdürülebilir bir büyüme hedefine ulaşma çabasının olumlu karşılandığı ancak bu dengelenmeyi yakalamanın giderek zorlaştığına vurgu yapıldı. Kredi büyümesindeki yavaşlamanın hız kestiği, ancak son faiz indirimlerinin bu trendi tersine çevirebileceği, Merkez Bankası nın yaptığı çalışmaların da kredi büyümesi ve cari açık arasında ilişkili olduğunun gündeme getirildiği konferansta; Avrupa daki kırılgan toparlanma ve jeopolitik risklerin cari açıktaki küçülmeyi yavaşlatabileceğine de atıfta bulunuldu.
İnanıyorum ki önümüzdeki hafta yine “Faizi indirmek mi gerekli, artırmak mı gerekli? , Enflasyon mu faizin nedeni yoksa faiz mi enflasyonun sonucu? Doların yükselmesi mi tehlikeli Avro’nun yükselmesi mi? Fed ne zaman faiz artıracak? Bize etkisi nasıl olacak? “ konuları gündemde olacak.
Koca koca beyinler bu konulara kafa yoracak, iletişim organları bu konulara yönelik yayın yapacak. Genelde ekonomi içerikli köşe yazarları köşelerine bu konuları taşıdıkları gibi tartışma programlarında bu konular üzerine fikir beyan edecek.
Peki, bu konular bizim ekonomimizin gelişebilmesi için öncelikli konular mıdır?
İleri teknoloji, katma değeri yüksek ürünler üretimi, ürünün içerisindeki ithal hammadde, yarı mamul ve enerji girdi miktarlarını yerli ağırlıklı bir yapıya dönüştürme, inovasyon, küresel üretim stratejisi…
Evet değerli okurlar, cambaza bakmak yerine bunları konuşmak, tartışmak ve toplumun tüm kesiminin mutabakatının olduğu planlar dahilinde uygulamaya geçmek durumundayız.
13 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete ’de “Yerli Malı Tebliği” yayınlandı.
Nedendir bilmem, kamuoyunda pek ilgi görmedi.
Tebliği incelerseniz eğer kamu alımlarında yerli üretim ürünlere fiyat avantajı sağlamak için yapılmış bir yasal düzenleme olarak algılayabilirsiniz. Ancak tebliğin özünde, Türkiye sınırları içerisinde üretilse dahi bir ürünün yerli sayılabilmesinin formülasyonun yapıldığını ve bunun belgelendirmesinin TOBB ve TESK’e verildiğini görürsünüz.
Yukarıda bahsettiğim “Ürünün içerisindeki ithal hammadde, yarı mamul ve enerji girdi miktarlarını yerli ağırlıklı bir yapıya dönüştürme” konusunun taşıdığı mecburiyeti görürsünüz.
Üretimi ithal girdisine dayandırarak sürdürülebilir bir kalkınmayı, cari açığı azaltmayı, orta gelir tuzağından çıkabilmeyi beklemek, çok iyimser bir yaklaşım olur.
Çare; ithal ikamesi olan, inovatif, ileri teknoloji içeren ve küresel bir üretim stratejisine oturtulmuş üretim modelinin uygulanmasından geçmektedir.
Farkında mısınız?
Arık bize işçilik gelirleri yetmiyor.