FARKINDAYIZ

Abone Ol

n Merhaba değerli okurlar.
n Gazetemizin 2013 yılı kurgusunda yapılan çalışmalara paralel olarak artık sizlerle yazılarımı pazartesi günleri paylaşabileceğim.İyi olur dileklerimle yazıma başlarken; 2012 yılının sonlarına doğru Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vafı’nın Güven SAK imzasıyla yayınladığı “Türkiye Sanayisizleşiyor” başlıklı raporu sizlerle paylaşmak istiyorum.Raporda “Türkiye 1990 ve 2000 yıllarında imalat sanayi üretimi en yüksek onbeş ülke içerisinde yer alırken; 2010 yılında ilk onbeşe giremediği, ülkemizin büyüme oranına imalat sanayisinin katkısının %6.3 olduğu, finans sektörünün çalışana 15 yıl vadeli konut kredisi verirken; işverenine 3 yıl vadeli makine kredisi verdiğini, imalat sanayimizin ülkemizde kullandırılan kredilerdeki payının yaklaşık % 22-25 olduğu, imalat sanayinin toplam istihdamdaki payının % 19.5 olduğu, ülkemizde yükselen sektörlerin elektrik-elektronik, yıldız sektörlerin ise demir çelik ve metal ürünler olarak gerçekleştiği, ihracatımızın % 5’inin ileri teknoloji, 8’inin düşük teknoloji, % 39’unun orta teknoloji ve % 19’unun doğal kaynaklardan oluştuğu” tespitlerine yer verilmiş.

n

n Sanayileşememe sürecinin hızlanması ise raporda ülkemizdeki “Vergi, Adalet, İşgücü, Eğitim ve Makro Çerçeve” başlıklarına dayandırılmış.Raporun okunmasını ve çalışmalarda başvuru kaynağı olarak kullanabileceğini tavsiye ederken, Güven SAK’a konunun öneminin ve önceliğinin farkında olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.Seksenli yıllarda hizmet sektörü ile büyümeyi ve gelişmeyi hedefleyen ülkemizin (Turizm yatırımları) , 2010’lu yılların başında bu model yerine ileri teknoloji içerikli, katma değeri yüksek ve inovatif özellikli üretimle büyüme anlayışını benimsemesi sorunun çözümünün bulunduğunu gösteriyor.Bunun en yeni ve en yerinde örneği ise ileri teknoloji ve inovatif özelliği içerisinde barındıran, katma değeri diğer sektörlere göre çok yüksek olan savunma sanayimizin 2012 yılı ihracatını bir önceki yıla göre % 43 olarak artırmasıdır.

n

n Yine ülkemizin her ilinde üniversite sanayi işbirliklerinin gündeme getirilmeye başlanılması, bu bağlamda destek mekanizmalarının oluşturularak uygulamaya geçilmesi de konuya bakış açısının anlaşılabilmesi açısından iyi bir örnek oluşturmaktadır.Daha önceki yazılarımda da sık sık belirttiğim gibi ülkemizin ihraç ettiği ürünün birim değeri 1,5 $ , Almanya’nın ihraç ettiği ürünün birim değeri ise 6 $ civarında.Geleneksel sektörlerimizle (Sebze Meyve, Tekstil, Giyim, Otomotiv) ürün birim değerlerini artırma, ileri teknolojiyi yakalayabilme şansımız yok.Kıt olan kaynaklarımızı ve ilgimizi, ileri teknoloji ve inovatif özelliği içerisinde barındıran, katma değeri diğer sektörlere göre yüksek olan sektörlere yöneltmeliyiz.

n

n Bu yönelim sadece girişimci olarak değil kamu, üniversite, sivil toplum örgütleri ve meslek odalarını kapsayan, birlikte karar alabilen ve uygulayabilen bir oluşumla gerçekleşebilir.Senkronize hareket edebilmek yerine girişimciyi bu süreçte yalnız bırakmak hem girişimciye hem de ülkemize kayıplar yaşatacaktır.

n

n Zira ülkemizde “Üretim kapasitesi ve niteliği yerine fabrika arsasını teminat olarak benimseyen, sanayi parselinde üretim yapabilmek yerine rantın peşinde koşan, günü kurtarabilme” anlayışını girişimcilerimiz tek başına oluşturmadı. Bu süreçte ciddi paydaşları vardı!..

n

n Biz geçmişteki yaşanmışlıklardan ders alıp yeni gelişmeleri de dikkate alarak geleceği şekillendirmeli, senkronize bir şekilde kıt kaynaklarımızla doğru yönelimde bulunmalıyız.

n

n Sağlıcakla

n