Revire kadar gelmişti.
Bendenize “ geçmiş olsun.” demişti.
Kim miydi gelen?
Felsefe öğretmenimiz.
Gelirken de “Felsefe Tarihi” kitabını getirmişti.
Sağ olsunlar…
Var olsunlar…
***
Hocamızla aynı eğitim kurumunda da çalışmıştık…
Eğitim ve öğretime olan desteğimizle hocamızdan feyz almıştık…
Halen de öyledir.
***
Sevgili hocamız, bugünlerde annesini kaybetti.
Başsağlığı diliyorum.
Ellerinden öpüyorum.
Sabırlar diliyorum.
***
Hiç unutmam!
Felsefe dersinde bizlere; neden halk arasında “FELSEFE YAPMA” dendiğini öğretmişti.
İyi ki öğretmiş!
Zira, masamdaki gazete haberini okuyunca hocamızın dedikleri aklıma geldi.
Ne demişti hocamız:
“SOSYAL OLAYLAR HAKKINDA FİKİR YÜRÜTMEYE, HALK ARASINDA FELSEFE YAPMA DENİR” demişti.
***
Nitekim TUBİTAK Bilim Ödülleri töreninde:
“Türkçenin mevcut kelime hazinesi ile felsefe yapamazsınız” diyen Cumhurbaşkanına Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı İ. Kuçuradi’den cevap geldi.”
Neydi o cevap?
Hemen gazeteden okuyalım:
“Biz Türkçe felsefe yapıyoruz, yayınlarımız da var. Ama belli ki kendisi bunu bilmiyor. Şunu da söylemeliyim. Türkçe bugün felsefe yapmaya çok elverişli bir dil. Kullanılan terimler, Batı dillerindeki gibi yüklü değil. Bu da Türkçe felsefe metinlerinin okura ulaşmasını kolaylaştırıyor” dedi.
Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Betül Çotuksöken ise:
“ Her filozof dili, kendi söylemi olarak yeniden yaratır. Şiir geleneği bu denli güçlü olan bir dilin felsefece güçlü olmaması mümkün müdür? Felsefe günlük dille, doğal dille yapılır ve Türkçe de felsefece işlenmiş doğal dillerden biri olarak bu bağlamda çok başarılıdır.”
Gazetedeki bu haber, diğer dil uzmanlarının görüşlerine yer vererek devam ediyor…
***
Herkes bilir!..
Felsefe evreni açıklama gayreti içinde olan bir bilimdir.
Sokrates’e göre “Neleri bilmediğimizi bilmektir.”
Aristoteles’e göre “Varlığın ilk nedenlerini araştıran bilimdir.”
Gazzali : “Bilgi vahiyle gelir.” diyordu.
İbn Rüşd buna cevap veriyordu.
Batı, Ortadoğu’ya göre İbn Rüşd’ ün gösterdiği yoldan gidiyordu.
Çünkü İbn Rüşd, Rönesans fikrini Batıda uyandıran ilk kişilerden sayılıyordu.
(…)
***
Bana sorarsanız?
Felsefe, gerçeğin aranmasıdır derim.
Sonuç olarak:
TÜRKİYEMİZDE FELSEFE, TÜRKÇEMİZLE YAPILIR DERİM.
Diyorum da!..
Geçmişimde, demişimdir de!..
Nitekim, VARDİYA adlı şiir kitabımın 36.sayfasında yer alan KALP adlı şiirimde bakın ne demişim:
“Düşünüyorum öyleyse varım” dı
“varım ki düşünebiliyorum” du
vesselam,
et-kemik ayrılırsa birbirinden!
***
Evet, rüzgar kendini yerden yere vururken, revire kadar gelmişti.
Arkadaşıma ve bendenize ‘geçmiş olsun’ demişti.
Kim miydi gelen?
Felsefe öğretmenimiz.
Gelirken de “Felsefe Tarihi” kitabını getirmişti.
Sağ olsunlar…
Var olsunlar…
İyi ki varlar…