İslam dininde fidye bazı ibadetlerin yerine getirilememesi durumunda ihtiyaç sahiplerine yapılan maddi yardımı ifade eder. Özellikle oruç ibadetiyle birlikte anılan fidye, sağlık ya da yaşlılık gibi kalıcı mazeretler nedeniyle oruç tutamayan kişilerin verdiği bir bedeldir. Bu uygulama İslam’ın sosyal dayanışma ve kolaylık ilkesinin bir yansıması olarak kabul edilir.
Özellikle Ramazan ayında oruç tutamayan ve bu durumu telafi etme imkanı bulunmayan kişiler için fidye bir sorumluluk olarak öne çıkar. Geçici rahatsızlık yaşayan kişiler ise iyileştikten sonra tutamadıkları oruçları kaza eder fidye vermezler.
Kimler Fidye Vermelidir?
Fidye sürekli hastalığı bulunan ve oruç tutması tıbben mümkün olmayan kişiler için gereklidir. Aynı şekilde ileri derecede yaşlı olup oruç tutamayacak durumda olan bireyler de fidye vermekle yükümlüdür. Hamile veya emziren kadınlar ise geçici bir mazeret söz konusuysa daha sonra kaza yoluna gider. Kalıcı sağlık sorunu varsa fidye gündeme gelir. Bu konuda dini rehberlik sağlayan Diyanet İşleri Başkanlığı fidyenin ancak kalıcı mazeret durumunda söz konusu olduğunu vurgulamaktadır.
Oruç Fidyesi Nasıl Hesaplanır?
Oruç fidyesi bir kişinin günlük temel gıda ihtiyacını karşılayacak miktar üzerinden hesaplanır. Bu tutar her yıl yetkili dini kurumlar tarafından belirlenir. Fidye tutulamayan her gün için ayrı ayrı verilir. Örneğin 30 gün oruç tutamayan bir kişi 30 günlük fidye bedelini ihtiyaç sahiplerine ulaştırır. Bu yıl Kızılay'ın Fidye tutarı 240 TL olarak belirlenmiştir örneğin.
Fidye nakit olarak verilebileceği gibi gıda yardımı şeklinde de yapılabilir. Burada önemli olan yardımın gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşmasıdır.
Sosyal Dayanışma Boyutu
Fidye uygulaması sadece bireysel bir sorumluluk değil aynı zamanda toplumsal dayanışmanın da bir göstergesidir. İslam dini ibadet ile sosyal yardımlaşmayı bir arada ele alır.