Yardım anlamında mazlumların ne ırkına ne de dinine ve rengine bakılır. Mazlum hangi ırka ya da dine mensup olursa olsun ona yardım etmek özelde Müslümanların, genelde ise tüm insanların görevidir.
Bu insanlar Türk olmasalar da onlara yardım etmek boynumuzun borcudur.
Ancak Filistinliler hem Türk hem Müslüman ve hem de mazlum insanlardır.
Filistinlilerin kökenleriyle ilgili merhum Konyalı Ali Ulvi Kurucu Hoca’nın ‘Hatırat’ının 3. cildinde konu ile ilgili bölümü sizlerle paylaşmak istiyoruz:
“Said Şamil Bey, Ortadoğu halklarının tarihini çok iyi bilirdi. Tarihi hakikatlere dayanarak, Filistin halkının menşeini şöyle izah ederdi:
Filistin halkı hakikaten kahraman bir halktır. Bunlar, Haçlılara karşı savaşan ve Filistin’i tekrar fetheden kahramanların özbeöz torunlarıdır. Bunların yüzde 80’i Anadolu ve Irak’a gelip yerleşen Selçuk Türkmenleridir. Yüzde 20’si de Selahaddin-i Eyyubi’nin davetine icabet eden Kafkasyalılarla Kürtlerdir.
İlk olarak Türkmen savaşçılarını Suriye’ye götüren ve haçlılara karşı en evvel onları savaşa sokan zat , Alparslan ile Feruh Şah’a lalalık eden Musul ve El Cezire mıntıkaları Atabek’i İmamüddin Zengi’dir. Haçlılara karşı onun başlattığı muharebeleri, oğlu Halep Atabeki Nureddin Zengi devam ettirdi. Takriben 35 yıl süren Zengiler savaşı müddetince Anadolu ile Irak’ın kuzeyinden Suriye’ye, Türkmen akını devam etti.
Zengilerin yerini Selahaddin-i Eyyubi alınca, Suriye’deki Türkmen mücahitlere Mısır’daki Memluk savaşçılarını ilave etti. Kendisi Kafkas Kürtlerinden olması hasebiyle, Kafkasyalılardan Kürtlere yardım çağrısında bulundu. Her taraftan derlenen bu kuvvetlere Selahaddin-i Eyyubi Haçlılara ezici darbeler indirme kudretini gösterdi.
Filistin müftüsünün sözleri:
Akabe’den Tarsus’a kadar uzanan Filistin’i, Lübnan’ı, Suriye’nin kuzey kısmı ile sahil mıntıkalarını ve Anadolu’nun güney sahillerini havzasına alan dört ayrı emaret halinde hakimiyetlerini kuran Haçlılar, işgalleri altındaki sahanın şehirlerinde ve köylerinde kılıçtan geçirmedik Müslüman bırakmamışlardı.
Bundan dolayı, Selahaddin-i Eyyubi Filistin’i geri alıp Haçlıları atınca, şehir ve köyler tamamen boş kaldı. Suriye ve Lübnan’dan Haçlılar daha atılmadıkları için Araplardan kimse Filistin’e gidip yerleşmek istemedi. Bunun üzerine Selahaddin-i Eyyubi, yardımına gelen mücahitleri taltif etmek suretiyle buralara yerleştirmeye mecbur oldu.
Bu tarihi bir hakikattir. Bu hakikati bizim kadar Filistinli tarihçiler de bilir. Bizzat Filistin Müftüsü Emin el-Hüseyni hazretleri de bilirdi. Sırası geldikçe “Filistin Türk olduğu halde Türkiye Filistin’le alakadar olmuyor.” diye sitem ederdi. (s.263)
Başka söze gerek var mı? Selam ve sevgi ile…