GAZZEYE AĞLAMAK!

Abone Ol
Ağlamak insani bir duygu, merhametin, rikkatin zincirlerini kırması, gözyaşlarıyla birlikte boşalması ama aynı zamanda aptallıkların, gafletlerin ve hatta dalaletlerin ucuz faturası. En kolayı -adına merhamet diyerek- Gazze’ye ağlamak! Bir kanlı kurşunla alnından vurulmuş bir sabinin cansız bedenini televizyon ekranlarında ya da gazete sayfalarında görüp de ağlamamak mümkün mü? Bunun için Filistinli olmak, Müslüman olmak gerekmez, insan olmak, evet sadece ve sadece insan olmak yeter de artar bile.

Ağlamak; insani bir duygu, ağlamak güzel ama yetmez. Mazlumların ve mağdurların gözyaşları, mağrurları ve zalimleri durdurmaz, durduramaz. Sel olması gerek gözyaşlarının onları durdurması için, sel olması ve cümlesini katıp önüne silip süpürüp bir kenara atması gerek. İnsanlık gözyaşlarını sel yapmadıkça ve o seller zalimleri silip süpürmedikçe; ağıt yüreğimizi ferahlatır ama Filistinlileri zulümden, acıdan ve ölümden kurtaramaz.

Ağlayalım Gazze’ye ama ondan önce yahut Gazze’yle birlikte biraz da İslam aleminin geçmiş ve elan süren ve de kefareti mazlumların kanıyla ödenen yanlışlarına ağlayalım. Yahudilerin Filistin’e geri dönüşleri Filistinlerin üç beş kuruş para uğruna ecdat yadigarı topraklarını Yahudi yerleşimcilere satmasıyla başlar. Masum komşular zaman içinde çoğalır, güçlenir ve bugünün zalim emperyalistleri, kanlı katilleri olur. Ne yazık ki kesmekten ne yorulacaklar ne de utanacak ve vazgeçecekler. İslam alemi bu dağınıklıktan, bu mezhep çekişmelerinden ve bu iç savaşlardan kurtulamadığı sürece İsrail durmayacaktır. Yeni dengeler oluşturacak, yeni bahaneler bulacak ve “Nil’den Fırat’a vaat edilmiş topraklara(Arz-ı Mevud)” ulaşmak için vuracak, kıracak, yakacak, yıkacak, öldürecek ve hep daha da vahşi bir yürüyüşle ileriye hep ileriye gidecektir.

İsrail’in küstahlığının temelinde Ortadoğu’da yıllardır süren ve bir kısmı da açık savaşla sonuçlanan Müslümanlar arası çekişmelerin büyük payı vardır. Önce İran-Irak Savaşı ardından Birinci ve İkinci Körfez Savaşları İsrail’in bölgedeki en ciddi düşmanı Irak’ı ona karşı tehdit olmaktan çıkarmıştır. Büyük Ortadoğu Projesi ise Tunus’tan Suriye’ye İslam Arap alemini alt üst etmiş, kendi derdine düşen devletlerden hiçbirisinin İsrail’e tehdit oluşturacak ve dolayısıyla onu bu saldırılardan caydıracak etkinliği kalmamıştır.

İsrail potansiyel düşmanlarını parçalıyor ve zayıflatıyor. Irak fiilen üçe bölünmüş, zenginliğinin ve gücünün önemli bir kısmını oluşturan Kerkük-Musul petrolleri Kuzey Irak Kürt yönetiminin eline bırakılmıştır. Şimdi aynı zayıflatma ve parçalama senaryosu Suriye’de sahnelenmekte, ülke iç savaşla yıpratılmakta, petrol bölgeleri de PYD ile IŞİD arasında el değiştirmektedir. İsrail en güçlü ve en kararlı iki rakibini savaşmadan saf dışı etmiştir.

Acıdır ve utanç vericidir ki kendi hatalarıyla her geçen gün biraz daha güçsüzleşen İslam alemi, kendi evlatlarının kurtuluşunu Hristiyan dünyasının merhametine havale etmekten başka bir şey yapamıyor.

Ağlayalım ama ağlamanın zalim kalpleri yumuşatmayacağını ve Filistinlilerin acılarını dindirmeyeceğini bilerek ağlayalım. Ağlayalım ama önce kendi hatalarımıza, kendi çaresizliklerimize ağlayalım. Hamasetin yerine aklı, inancı, bilim ve teknolojiyi inşa etmediğimiz sürece, gözyaşlarımızın dinmeyeceğini bilerek ağlayalım.