“Geç Kalma, Genç Gel” Ama Nasıl? –II-

Abone Ol
“Geç kalmadan, genç gelecek” ya da göndereceğimiz “genç” lere hitap edecek din görevlilerimiz var mıdır?
Din görevlisi denilince aklımıza müezzin, imam, vaiz ve müftüler gelmektedir.
Her yaş ve meslekten insanların doldurduğu camilerde görev yapanların yeterliliklerini sorgulamıyoruz.
İlahiyatlardan mezun olup formasyon alanları öğretmen olarak okullara tayin ediyoruz. Diğerlerini de din görevlisi olarak camilere gönderiyoruz.
Camideki görev, öğretmenlikten daha mı kolay ve daha mı önemsizdir?
Oysa biz bunun tersini düşünüyoruz.
Ve diyoruz ki, çocuklarımızı “Yaz Kursları” adı altında kime gönderiyoruz?
Fizik ve matematiği öğreten öğretici de “ öğretmenlik formasyonu” ararız de din öğretende aramayız.
İşte din eğitimine verdiğimiz önem budur.
Kurban Bayramı’nda kentimizdeki bir camide konuşma yapan imamın, vakti hatırlatan cemaate “burada ben konuşurum, siz değil” şeklinde cevap vermesi kadar din eğitimine ve camiye gidene(cemaate) önem veriyoruz.
Camiler süslü duvarları, güzel hatları, kubbeleri, minareleri ve abdesthaneleriyle fonksiyonel hale gelmezler. Buralarda görev yapanların yeterlilikleri, çalışmaları ve heyecanlarıyla fonksiyonel hale gelirler.
20-25 yıl görev yaptığı bir camide izne ayrıldığında yerine vakit namazlarını kıldırabilecek bir kişi yetiştirip bırakamamış imam da cami de fonksiyonunu yerine getirememiş demektir.
Şiddetle vizyoner ve misyoner din görevlilerine ihtiyaç vardır. Yasal zorunluluk gereği görevini ezan vermekten, namaz kıldırmaktan ya da haftada 2-3 saat konuşmaktan ibaret kabul edenlere ihtiyaç yoktur.
Selam ve sevgi ile…